Türkiye'nin yakın dönem fikir ve kültür hayatında derin izler bırakan gazeteci-yazar Şule Yüksel Şenler, aramızdan ayrılışının yedinci yılında İstanbul'da düzenlenen özel bir programla anıldı. TÜRGEV bünyesindeki GİF Şule Yüksel Şenler Yerleşkesi'nde gerçekleşen buluşmada, Şenler'in hayatını konu alan tabii yapımı Şule Senin Hikayen dizisinden kesitler sunuldu. Ancak günün en dikkat çekici anları, onun biyografisini kaleme alan ve yıllarca yakınında bulunan yazar Demet Tezcan'ın, Şenler'in bilinmeyen yönlerine dair yaptığı samimi paylaşımlar oldu.
Bir hayalin peşinde: On başörtülü genç kız
Şule Yüksel Şenler'in mücadelesinin başlangıç yıllarına dair aktarılan bir hatıra, onun vizyonunu ve kararlılığını gözler önüne seriyor. Tezcan'ın anlattığına göre, Şenler o dönemde moda dergilerinden kestiği kadın fotoğraflarının üzerine guaj boyayla başörtüsü çizerek kendi modellerini oluşturuyordu. Bir gün, hazırladığı on farklı başörtülü modelin fotoğrafına bakarken duygulanan Şenler, o an içinden şu duayı etmişti: Yarabbi, bir gün ben de sokaklarımızda on tane başörtülü genç kızı yan yana görebilecek miyim? Bu basit ama derin özlem, zamanla Türkiye'nin toplumsal dokusunda büyük bir değişimin öncüsü haline geldi. Şenler'in genç kadınlara sunduğu şık, zarif ve modern giyim tarzı, sadece bir moda anlayışı değil, aynı zamanda bir kimlik inşası olarak geniş kitlelerce benimsendi.
Tek başına bir ordu: Son nefese kadar süren dava
Şenler'in hayatının son dönemine dair paylaşılan bir anı ise, onun mücadeleci ruhunun hiçbir zaman sönmediğini kanıtlar nitelikteydi. Vefatından önce hastanede geçirdiği sekiz aylık zorlu süreçte, bilinci zaman zaman kapalı olsa da davasına olan bağlılığı hiç değişmemişti. Demet Tezcan, o günleri anlatırken Şenler'e ismini hatırlatmak için Şule Yüksel Şenler dediğinde aldığı cevabın, onun tüm hayat özetini içerdiğini belirtti: Şule tek başına bir ordu. Tezcan, bu sözün sadece bir ifade değil, onun tüm yaşamını adadığı mücadelenin bir nişanesi olduğunu vurguladı. Şenler'in 67 yaşında bilgisayar kullanmayı ve MSN üzerinden iletişim kurmayı öğrenmesi de, onun yeniliklere olan açıklığının ve davasını her mecrada anlatma arzusunun bir göstergesi olarak hafızalara kazındı.
Huzur Sokağı'ndan bugüne uzanan miras
Söyleşide, Şenler'in kült eseri Huzur Sokağı'na dair de önemli bir detay paylaşıldı. Tezcan, gençliğinde romanı okuduğunda sonuna itiraz ettiğini ancak Şenler'in kendisine verdiği cevabı asla unutamadığını ifade etti. Şenler, bu eserin bir aşk romanı olmadığını, Leyla'dan Mevla'yı bulmanın hikayesi olduğunu vurgulamıştı. Bugün, Şenler'in adını taşıyan yerleşkede gençler, onun izinden giderek dijital sanat, yapay zeka ve yeni medya gibi çağın gerektirdiği alanlarda üretim yapmaya devam ediyor. Şenler'in yıllar önce hayalini kurduğu o on genç kızın yerini, bugün kendi kimliğiyle barışık, teknolojiyi kullanan ve geleceği inşa eden binlerce genç almış durumda. Onun azim ve kararlılıkla dolu hayatı, yeni kuşaklar için bir rehber olmaya devam ediyor.