Türkiye’nin yakın tarihine kara bir leke olarak kazınan 28 Şubat sürecinde, sadece siyasi irade değil, kültürel miras da ağır bir darbe aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın zamanda yaptığı bir konuşmada, 28 Şubat döneminde İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nden çöpe atılan eserlere dikkat çekmesi, hafızalardaki o karanlık günleri yeniden gündeme taşıdı. Erdoğan, aralarında Sultan 2. Abdülhamid Han’ın şahsi kitaplığına ait 500 eserin de bulunduğu 4 bin 500 kitabın, dönemin vesayetçi zihniyeti tarafından nasıl yok edilmeye çalışıldığını vurguladı. Bu kitapların izini süren ve onları yok olmaktan kurtaran isim ise o dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı Müdürü olan Ramazan Minder oldu.
Bir koleksiyonerin getirdiği şok edici teklif
Minder, 2016 yılında kendisine ulaşan bir koleksiyonerin, elinde İstanbul Üniversitesi’nden piyasaya çıkmış yaklaşık 5 bin kitap olduğunu ve bunları satmak istediğini söylemesiyle sürecin başladığını ifade ediyor. O dönemde üniversite yönetiminin kütüphaneleri hızlı bir kararla boşaltması ve herhangi bir envanter kaydı tutmaması, bu kıymetli eserlerin sahaflara düşmesine neden olmuştu. Minder, durumu fark ettiğinde hemen harekete geçerek İstanbul Üniversitesi Dokümantasyon Daire Başkanlığı ile iletişime geçtiğini, ancak kurumun kitapların akıbetiyle ilgili herhangi bir suç duyurusunda bulunmadığını öğrendiğini belirtiyor. Üniversite yönetiminden gelen onay üzerine, İBB adına bir satın alma komisyonu kuran Minder, kitapları tek tek inceleyerek büyük bir kısmında Darülfünun ve Yıldız Sarayı mühürleri bulunan bu hazineyi koruma altına aldı.
Avrupa dillerinde basılmış paha biçilemez bir hazine
Kurtarılan eserlerin sadece Osmanlıca metinlerden ibaret olmadığını, aksine Almanca, İngilizce ve Fransızca gibi Avrupa dillerinde basılmış, dünya çapında nadir bulunan kaynaklar olduğunu vurgulayan Minder, bu durumu bir kültürel katliam olarak nitelendiriyor. Koleksiyon içerisinde Mısır hiyerogliflerine dair çok özel çalışmaların yanı sıra, 2. Wilhelm’in Sultan Abdülhamid Han’a ithaf ettiği kitaplar gibi eşsiz parçalar yer alıyor. Minder, bu eserlerin bugün piyasada bulunmasının imkansız olduğunu, yeterli bütçeye sahip olunsa dahi bu koleksiyonun bir daha bir araya getirilemeyeceğini ifade ediyor. Sahafların anlatımlarına göre, o dönem üniversiteden çıkarılan kitapların toplam sayısının 50 ila 100 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.
Kütüphanecilikte yeni bir dönem ve Cumhurbaşkanı’nın desteği
Yaşanan bu süreci Murat Bardakçı’nın Moğolların Bağdat Kütüphaneleri’ni talan etmesine benzetmesi, olayın vahametini gözler önüne seriyor. Minder, dönemin rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun aldığı kararların, bir üniversite yöneticisinin kendi kurumunun hafızasını yok etmesi anlamına geldiğini belirterek, bu durumun kabul edilemez olduğunu dile getiriyor. Bugün Atatürk Kitaplığı’nda muhafaza edilen bu eserler, titizlikle kataloglanarak araştırmacıların ve okurların hizmetine sunulmuş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kütüphaneciliğe verdiği önemin ve millet kıraathaneleri gibi projelerin, Türkiye’de kütüphanecilik anlayışını kökten değiştirdiğini belirten Minder, bu kıymetli koleksiyonu geleceğe taşımanın gururunu yaşadığını ifade ediyor. Geçmişin hatalarından ders çıkarılarak korunan bu eserler, artık Türkiye’nin kültürel mirasının bir parçası olarak güvenle saklanıyor.