Havadis | İstanbul | Yılları değil hayatı uzatmak: İleri yaşta özgürlüğün anahtarı hareketli kalmak

Yılları değil hayatı uzatmak: İleri yaşta özgürlüğün anahtarı hareketli kalmak

Uzun yaşamın sırrının sadece takvim yaşını artırmak değil, hareket kabiliyetini koruyarak bağımsızlığı sürdürmek olduğunu belirten uzmanlar, bugünkü fiziksel aktivitenin gelecekteki yaşam kalitesine yapılan en büyük yatırım olduğunu vurguluyor.

Uzun yaşamın sırrının sadece takvim yaşını artırmak değil, hareket kabiliyetini koruyarak bağımsızlığı sürdürmek olduğunu belirten uzmanlar, bugünkü fiziksel aktivitenin gelecekteki yaşam kalitesine yapılan en büyük yatırım olduğunu vurguluyor.

Yılları değil hayatı uzatmak: İleri yaşta özgürlüğün anahtarı hareketli kalmak
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

İnsan ömrünün uzadığı günümüzde, bilim dünyası artık sadece kaç yıl yaşadığımıza değil, bu yılların ne kadarını kendi ihtiyaçlarımızı karşılayarak ve sosyal hayata katılarak geçirdiğimize odaklanıyor. Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Buket Akıncı, gerçek uzun yaşamın sadece hayatta kalmak değil, yaşamın tam merkezinde yer alabilmek olduğunu ifade ediyor. İlerleyen yaşlarda merdiven çıkabilmek, torunlarla vakit geçirebilmek veya alışverişe tek başına gidebilmek gibi basit görünen aktiviteler, aslında bireyin bağımsızlığının en temel göstergeleri olarak kabul ediliyor.

Hareket kapasitesini korumak bir zorunluluk

Uzun ve sağlıklı yaşamı hedefleyen longevity yaklaşımı, toplam yaşam süresinden ziyade sağlıklı geçirilen sürenin niteliğine vurgu yapıyor. Kas kuvveti, denge ve dayanıklılık gibi fiziksel kapasitelerin korunması, yaşlılık döneminde karşılaşılabilecek kalp-damar hastalıkları ve inme gibi ciddi sağlık sorunlarının etkilerini minimize etmede kritik bir rol oynuyor. Prof. Dr. Akıncı, sağlıklı yaşlanmanın sadece genetik bir şans olmadığını, aynı zamanda düzenli fiziksel aktivite ile inşa edilen bir süreç olduğunu belirtiyor. Günlük yaşam içerisinde yapılan tempolu yürüyüşler, bisiklet kullanımı veya dans gibi aktiviteler, dolaşım sistemini destekleyerek bedenin daha uzun süre zinde kalmasını sağlıyor.

Kişiye özel egzersiz planlamasının önemi

Herkesin vücut yapısı, sağlık geçmişi ve hareket kapasitesi birbirinden farklılık gösterdiği için, tek tip bir egzersiz programı uygulamak yerine kişiye özel bir yol haritası çizilmesi gerekiyor. Özellikle eklem ağrıları, obezite veya denge kaybı gibi sorunları olan bireylerin, uzman gözetiminde hareket etmesi hayati önem taşıyor. Fizyoterapistler, sadece bir egzersiz listesi sunmakla kalmıyor; bireyin güçlü yönlerini analiz ederek, olası riskleri önceden belirliyor ve güvenli bir hareket alanı oluşturuyor. Bu süreç, kişinin hangi hareketleri yapabileceğini ve ne kadar zorlanmasının güvenli olduğunu belirleyen profesyonel bir rehberlik hizmeti olarak öne çıkıyor.

Koruyucu fizyoterapi ile geleceğe yatırım

Fizyoterapi denildiğinde akla genellikle ameliyat sonrası rehabilitasyon süreçleri gelse de, bu alanın asıl gücü koruyucu uygulamalarda yatıyor. Henüz bir kayıp yaşanmadan önce kapasiteyi korumak, düşme risklerini azaltmak ve kas kaybını engellemek, fizyoterapinin en önemli görevleri arasında yer alıyor. Prof. Dr. Akıncı, fizyoterapi hizmetlerinin sadece hastanelerle sınırlı kalmayıp okullardan iş yerlerine, yaşlı bakım merkezlerinden yerel yönetimlerin sağlıklı yaşam projelerine kadar hayatın her alanına yayılması gerektiğini savunuyor. Bugün atılan her adım ve güçlendirilen her kas, aslında gelecekteki bağımsızlığımıza yapılan birer yatırım niteliği taşıyor. Toplum olarak hedefimiz, sadece daha uzun yaşayan değil, ilerleyen yaşına rağmen üretebilen ve yaşamın içinde aktif bir şekilde kalabilen bireylerden oluşan bir yapı kurmak olmalıdır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız