İzmir'in kalbi Basmane'de, zamanın akışına meydan okuyan tarihi Halk Eczanesi, sadece ilaçların değil, aynı zamanda kentin en kritik dönemeçlerinden birinin de sessiz şahidi olarak varlığını sürdürüyor. Eczanenin rafları arasında özenle muhafaza edilen ve sayfaları arasında asırlık bir hikâye barındıran reçete defteri, 8 Eylül 1922 tarihinde atılan son imza ile adeta bir dönemin kapanışını belgeliyor. Rum eczacı Tholoos tarafından Fransızca ve Latince tutulan bu kayıtlar, İzmir'in kurtuluşundan hemen önceki kozmopolit yapısını ve o günkü toplumsal dokuyu gözler önüne seriyor.

Tarihin Kırılma Anında Yarım Kalan Kayıtlar
Cumhuriyetin ilanının hemen ardından, 1923 yılında devlet tarafından Ali Bey'e tahsis edilen bu mekân, aslında bir devir teslimin de fiziksel kanıtı oldu. Ali Bey, eczanenin yıkıntıları arasında bulduğu bu defteri, geçmişle gelecek arasında bir köprü olarak gördü. Defterin sayfalarında Rumların yanı sıra Türk, Ermeni, Yahudi ve Levanten isimlerinin yan yana yazılı olması, o dönemde İzmir'in ne kadar zengin bir kültürel mozaiğe sahip olduğunu kanıtlıyor. Ali Bey, 8 Eylül 1922'de aniden kesilen bu kayıtların ardından, defterin boş kalan sayfalarını yıllar boyunca kendi notlarıyla doldurarak, eczanenin tarihsel sürekliliğini kendi elleriyle sağladı.

Üç Kuşaktır Süren Eczacılık Geleneği
Bugün eczanenin üçüncü kuşak temsilcisi olan 57 yaşındaki Ali Dermancı, dedesinden devraldığı bu mirası büyük bir titizlikle koruyor. Makedonya'dan İstanbul'a uzanan, ardından Turgutlu ve nihayetinde İzmir'in Kapılar semtinde kök salan bu eczacılık serüveni, Dermancı ailesi için sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi haline gelmiş durumda. 1992 yılında eczacılık fakültesinden mezun olan ve 32 yıldır aynı tezgâhın arkasında hizmet veren Dermancı, şimdi ise dördüncü nesil olarak yetişen kızının bu geleneği devralacak olmasının gururunu yaşıyor.

Geçmişle Kurulan Duygusal Bağ
Rum eczacı Tholoos'un torunları, 2006 yılından bu yana belirli aralıklarla eczaneyi ziyaret ederek, ailelerinin geçmişine dair izleri bu defterde arıyorlar. İlk kez 20 yıl önce gerçekleşen bu ziyaretler, zamanla bir dostluğa dönüştü. Dermancı, torunların defteri incelediklerinde hissettikleri o derin bağı ve geçmişle kurdukları duygusal köprüyü yakından gözlemlediğini belirtiyor. En son geçtiğimiz günlerde gerçekleşen ziyarette de görüldüğü üzere, bu defter sadece tıbbi bir kayıt değil, aynı zamanda iki farklı aileyi ve iki farklı dönemi birbirine bağlayan, İzmir'in hafızasını taze tutan paha biçilemez bir belge niteliği taşıyor.



