Kastamonu’nun köklü geçmişini ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış kültürel mirasını modern teknolojinin imkanlarıyla beyaz perdeye taşıyan 7 Kemerli Bir Zaman Geçidi: Taşköprü isimli kısa film, sinema dünyasının prestijli duraklarından biri olan 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde finale adını yazdırdı. Taşköprü Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve tamamen yapay zeka destekli tekniklerle hazırlanan bu özel yapım, 26 Eylül-4 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenecek festivalin Ulusal Yapay Zeka Film Yarışması kategorisinde, finale kalan 10 iddialı film arasında yer alarak büyük bir başarıya imza attı. Yaklaşık 14 dakika süren bu yapım, sadece bir tanıtım filmi olmanın ötesine geçerek, yerel bir hikayenin evrensel bir sinema diliyle nasıl anlatılabileceğinin somut bir örneğini sunuyor. Daha önce Cannes, Londra ve Kore gibi merkezlerde düzenlenen uluslararası festivallerde de ödüller ve adaylıklar kazanan film, Taşköprü’nün tarihi birikimini dijital sanatın gücüyle dünya sahnesine taşımaya devam ediyor.
Dijital Sanatla Yeniden İnşa Edilen Tarih
Filmin yapımcısı Zeynep Kahreman, projenin sadece teknolojik bir gösteri değil, derin bir araştırma ve anlatı süreci olduğunu vurguluyor. Kahreman, Antik Pompeipolis’ten günümüze uzanan katmanlı hafızanın, arşiv verileri ve yapay zeka destekli görsel rekonstrüksiyon teknikleriyle yeniden hayat bulduğunu belirtiyor. Teknolojinin burada bir amaç değil, kaybolmuş zamanları sinemasal bir hafıza alanına dönüştüren bir araç olarak kullanıldığını ifade eden Kahreman, izleyiciyi tarihin içinde dolaşan bir tanığa dönüştürmeyi hedeflediklerini dile getiriyor. Klasik belgesel formatının dışına çıkan bu yapım, röportaj odaklı anlatı yerine atmosferik ve deneyim odaklı bir sinematografi sunarak, izleyicinin geçmişi yalnızca öğrenmesini değil, hissetmesini sağlıyor.
Merkezden Uzakta Evrensel Bir Hikaye
Türkiye’deki festival ekosisteminin genellikle büyük şehir merkezli üretimlerle şekillendiğini hatırlatan Kahreman, Taşköprü gibi tarihi derinliği yüksek ancak sinema haritasında daha az görünür olan bir ilçeden çıkan bu projenin, coğrafi sınırların ötesine geçebileceğini kanıtladığını savunuyor. Başarının sırrının coğrafi konumdan ziyade hikayenin özgünlüğü, araştırma disiplini ve anlatım biçimindeki yenilikte yattığını belirten yapımcı, yerel bir hafızanın evrensel temalarla birleştiğinde nasıl dikkat çekici bir yapıta dönüştüğünü vurguluyor. Bu süreç, Anadolu’nun farklı köşelerinde keşfedilmeyi bekleyen daha pek çok hikayenin, doğru tekniklerle dünya çapında bir karşılık bulabileceğine dair önemli bir ilham kaynağı oluşturuyor.
Gelecek Kuşaklar İçin Bir Hafıza Köprüsü
Yapay zekanın yerel tarih anlatımında devrim yaratabileceğini belirten Kahreman, teknolojinin doğru kullanıldığında klasik belgesel formuyla hibrit bir sinema dili oluşturabileceğine inanıyor. Özellikle görsel arşivi kısıtlı olan dönemlerin yeniden görselleştirilmesinde yapay zekanın sunduğu imkanların, kültürel mirasın korunması ve aktarılması açısından kritik bir rol oynadığını ifade ediyor. Filmin festival yolculuğunun Taşköprü’nün bir kültür destinasyonu olarak tanınmasına büyük katkı sağladığını belirten Kahreman, bu başarının yerel halkta, özellikle de gençlerde bir farkındalık yaratmasını umuyor. Taşköprü’nün sadece tarihi kalıntılardan ibaret olmadığını, yaşayan bir hafıza mekanı olduğunu hatırlatan bu çalışma, genç nesillere büyük işler başarmak için büyük şehirlerde olmanın şart olmadığını, kendi topraklarındaki hikayelerin dünyaya anlatılabilecek en değerli hazineler olduğunu gösteriyor.