Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin yeni dönem öğrencileri, beyaz önlüklerini giymeye hazırlandıkları bu zorlu eğitim yolculuğuna alışılagelmişin dışında, tarihin tozlu sayfalarından gelen bir atmosferde başladı. Yaklaşık 11 yıldır geleneksel hale getirilen özel bir program kapsamında, tıp fakültesine yeni adım atan 100 öğrenci, Kayseri'de bulunan ve tıp dünyasının en kıymetli miraslarından biri kabul edilen Gevher Nesibe Şifahanesi'ni ziyaret etti. Genç hekim adayları, modern tıp eğitiminin temellerinin atıldığı bu kadim mekânda, mesleklerinin yalnızca bugünden ibaret olmadığını, yüzyıllara dayanan bir şifa geleneğinin parçası olduklarını yerinde görme fırsatı yakaladı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek Selçuklu Uygarlığı ve Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi olarak ziyarete açılan bu tarihi yapı, öğrencilerin mesleki farkındalıklarını artırmak için adeta yaşayan bir dersliğe dönüştü.
Tarihin taşlarına dokunarak hekimlik bilinci kazanmak
Geziye rehberlik eden Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Tekiner, öğrencilere hitaben yaptığı konuşmada bu ziyaretin teorik bilgilerin ötesinde bir anlam taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Tekiner, tıp eğitimine başlamanın sadece kitap okumak olmadığını, bu tarihi atmosferi solumanın öğrencilerin mesleki kimliklerini inşa etmelerinde kritik bir rol oynadığını ifade etti. Öğrencilerin şifahanenin odalarını gezerken o dönemin tedavi yöntemlerini ve mimari yapısını incelemelerinin, hekimlik mesleğinin kutsallığını daha iyi kavramalarını sağladığını belirten Tekiner, bu tecrübenin gençlerin zihinlerinde unutulmaz bir iz bırakacağını dile getirdi.
Modern tıbbın kökleri Selçuklu şifahanelerinde saklı
Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Arif Hüdai Köken ise etkinliğin akademik arka planına dikkat çekerek, üniversitelerinin ismini aldığı Ahi Evran'ın fikir dünyası ile tıp tarihi arasındaki bağa işaret etti. Dr. Köken, Gevher Nesibe Şifahanesi'nin sadece bir hastane değil, aynı zamanda bir tıp medresesi olduğunu, bu yönüyle modern tıp eğitiminin prototipi sayılabileceğini belirtti. Öğrencilerin, derslerde öğrendikleri bilgileri bu tarihi mekânla birleştirerek tıp biliminin evrimini gözlemlediklerini ifade eden Köken, bu tür saha çalışmalarının tıp eğitimindeki teorik ve pratik dengenin kurulmasına büyük katkı sağladığını kaydetti.
Geleceğin hekimleri için yaşayan bir müze
Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin titiz restorasyon çalışmalarıyla günümüze kazandırdığı bu yapı, sadece bir turizm noktası değil, aynı zamanda tıp fakülteleri için yaşayan bir eğitim laboratuvarı işlevi görüyor. Öğrenciler, rehberler eşliğinde gerçekleştirdikleri incelemelerde, Selçuklu dönemindeki tedavi uygulamaları, mimari detaylar ve sağlık hizmetlerinin sunum biçimleri hakkında detaylı bilgiler edindi. Hekimlik mesleğinin köklü geçmişi üzerine düşünme fırsatı bulan öğrenciler, tıp biliminin geçmişten günümüze geçirdiği değişimi yerinde gözlemleyerek meslek hayatlarına daha bilinçli bir başlangıç yaptı. Programın sonunda, bu anlamlı organizasyonun gerçekleşmesine katkı sağlayan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ve emeği geçen tüm belediye ekibine teşekkürler iletildi. Genç hekim adayları, 800 yılı aşkın bir geçmişin tanıklığında, tıbbın sadece bir bilim dalı değil, aynı zamanda insanlığa hizmet eden kadim bir sanat olduğunu bir kez daha idrak ederek Kayseri'den ayrıldı.