Selçuklu’nun başkentinde dev restorasyon seferberliği: Ecdat yadigarı yapılar küllerinden doğuyor

Konya’da Selçuklu döneminden kalan tarihi miras, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Büyükşehir Belediyesi’nin ortak iradesiyle yeniden hayat buluyor. Şehrin dört bir yanındaki medrese, cami ve külliyeler, aslına uygun şekilde restore edilerek geleceğe taşınıyor.

Selçuklu’nun başkentinde dev restorasyon seferberliği: Ecdat yadigarı yapılar küllerinden doğuyor

Anadolu Selçuklu Devleti’nin kadim başkenti Konya, bugünlerde tarihine sahip çıkmanın en somut örneklerinden birini yaşıyor. Şehrin silüetini oluşturan ve yüzyıllardır ayakta kalmaya çalışan tarihi yapılar, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Konya Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı kapsamlı bir restorasyon seferberliğiyle yeniden ayağa kaldırılıyor. Taş Bina Kültür Sanat merkezinde düzenlenen özel bir toplantıda kamuoyuyla paylaşılan bu çalışmalar, sadece fiziksel bir onarım değil, aynı zamanda bir medeniyetin tapularını koruma altına alma çabası olarak öne çıkıyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, bu süreci sadece bir inşaat faaliyeti olarak değil, Selçuklu mirasına karşı duyulan bir vefa borcu olarak tanımlıyor.

Geçmişin izleri modern tekniklerle korunuyor

Başkan Altay, Konya’nın tarihi dokusunun korunması adına yürütülen Darülmülk Projesi’nin önemine dikkat çekerek, şehrin her köşesinde hissedilen bu değişimin arkasında büyük bir irade olduğunu vurguladı. İnce Minareli Medrese’den Sahib Ata Camii ve Hangahı’na, Sultan Selim Camii’nden Şerafettin Camii’ne kadar pek çok eserin aynı anda restore edilmesinin, paranın ötesinde bir kararlılık gerektirdiğini ifade eden Altay, bu eserlerin tamamlandığında Konya’nın tarihi kimliğinin çok daha konforlu bir şekilde deneyimlenebileceğini belirtti. Özellikle İnce Minareli Medrese’nin taç kapısındaki eksiklerin giderilmesi ve Sahib Ata’nın minaresinin tamamlanması, Konyalıların uzun yıllardır beklediği hayallerin gerçeğe dönüşmesi anlamına geliyor.

Vakıf medeniyetinin kalbi yeniden atıyor

Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu ise Konya’nın sadece bir başkent değil, aynı zamanda devasa bir ilim merkezi olduğunu hatırlattı. Anadolu Selçuklu döneminde 38 medreseye ev sahipliği yapan şehrin, bugün de bu ilim irfan geleneğini yaşatmak zorunda olduğunu belirten Aksu, Türkiye genelindeki 62 bin vakıf eserinin bin 579’unun Konya sınırları içerisinde bulunduğuna dikkat çekti. Aksu, ecdadın mallarını ve mülklerini vakfederek oluşturduğu bu hayır kapılarını, günümüzün en ileri teknik imkanlarıyla korumanın bir görev olduğunu ifade etti. Göreve geldikleri günden bu yana Konya’nın vakıf haritasını titizlikle incelediklerini belirten Aksu, neredeyse dokunulmadık eser bırakmadıklarını, restorasyonlar bittikten sonra ise geçmişte şehirleşme kurbanı olmuş yapıları ihya etmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Konyalının vakıf hassasiyeti ve vefa duygusu

Toplantıda söz alan Konya Valisi İbrahim Akın, Konyalıların vakıf eserlerine karşı gösterdiği eşsiz hassasiyete değinerek, bir taşınmazın vakıf eseri olduğunun öğrenilmesi durumunda vatandaşların o mülke asla talip olmadığını, bunun şehrin kültürel kodlarında yerleşmiş bir vefa örneği olduğunu belirtti. AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan ise çocukluk yıllarında Sahib Ata Külliyesi’nin bakımsız hali karşısında duyduğu üzüntüyü dile getirerek, bugün o yapıların yeniden ayağa kalktığını görmenin büyük bir mutluluk olduğunu ifade etti. Devletin ve yerel yönetimin el birliğiyle yürüttüğü bu çalışmalar, Konya’nın sadece bugününe değil, yarınlarına da ışık tutuyor. Şehrin tarihi dokusunun korunması, hem yerel halkın aidiyet duygusunu güçlendiriyor hem de Türkiye’nin kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılmasında kritik bir rol oynuyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız