Modern dünyanın fabrikasyon üretimi her yeri sarsa da Malatya’nın Akçadağ ilçesinde zaman adeta yerinde sayıyor. Yaklaşık yüz yıl önce su gücüyle kurulan bu tarihi değirmen, bugün elektriğin yardımıyla da olsa dedelerden kalan usulle çalışmaya devam ediyor. Kemal Günay ve ailesi, bu mirası gelecek kuşaklara taşımak için tozlu ortamda ter döküyor.
Geçmişten gelen bir miras
Akçadağlı Kemal Günay, bu mesleği babasından, babası da kendi babasından devralmış. Değirmen eskiden suyun enerjisiyle dönüyormuş, sonra mazotlu sistem gelmiş. Şimdi ise elektrikle çalışıyor ama özü değişmemiş. Günay, bölgedeki birçok köyden gelen vatandaşın bulgur ve un ihtiyacını burada karşıladığını söylüyor.
Kışlık hazırlıkların adresi
Kayısı hasadının ardından değirmende yoğun mesai başlıyor. İnsanlar kaynattıkları bulgurları ve unluk buğdaylarını buraya getiriyor. Bir ürünün işlenmesi yaklaşık bir saat sürüyor; ardından eleme ve torbalama işlemleri yapılıyor. Günay, taşları tanımanın ve dişlerini doğru ayarlamanın ustalığına dikkat çekerek, bu işin sadece makineleri çalıştırmak olmadığını, bir zanaat olduğunu vurguluyor.
Sıradaki beklenti nedir
Okulların açılmasıyla birlikte kışlık hazırlık telaşı daha da hızlanacak. Değirmenci Kemal ve ailesi, artan talebi karşılamak için sezonun iki ay boyunca aralıksız süreceğini belirtiyor. Peki, bu geleneksel üretim tarzı, modern gıda teknolojilerine rağmen daha ne kadar ayakta kalabilecek?