Akdeniz kıyılarında son yıllarda gözle görülür biçimde artan plastik ve mikroplastik kirliliği, sadece çevresel bir sorun olmaktan çıkarak bölgenin ekonomik ve sosyal yapısını tehdit eden devasa bir krize dönüştü. Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Mersin Şubesi Başkanı Sinan Can, kirliliğin artık Mersin ile sınırlı kalmayıp Antalya, Adana ve Muğla hattına kadar uzanan geniş bir coğrafyayı etkisi altına aldığını vurguladı. Denizel ortamda parçalanarak gözle görülmesi zor hale gelen bu plastik parçacıkları, besin zincirine dahil olarak doğrudan canlı sağlığını ve insan yaşamını hedef alıyor. Eğer bu kirlilik dalgası acil ve köklü önlemlerle durdurulamazsa, bölge halkını sosyal, ekonomik ve kültürel anlamda çok daha ağır faturalar bekliyor.

Kirliliğin kaynağı karasal faaliyetler
Denizlerdeki bu kirlilik tablosunun temelinde yatan ana unsurun karasal kaynaklı atıklar olduğunu belirten Sinan Can, özellikle Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin denize döküldüğü noktaların kirlilik yükünün en yoğun olduğu bölgeler olduğunu ifade etti. Endüstriyel faaliyetlerin, kentsel deşarjların ve tarımsal atıkların deniz ekosistemini kirleten ana unsurlar olduğunu belirten Can, atık ithalatı ve geri dönüşüm sektöründeki denetim eksikliklerinin de bu süreci hızlandırdığını dile getirdi. Yaklaşık sekiz yıldır üniversiteler ve çeşitli kurumlar tarafından raporlarla dile getirilen bu tehlike, 2018 yılından bu yana çok daha belirgin hale geldi. Özellikle aşırı yağışlı geçen dönemlerde karadan taşınan atıkların denizel ortamda birikmesi, bölge turizmini doğrudan sekteye uğratan bir tehdit unsuru haline geldi.

Balıkçılar ağlarında balık yerine çöp buluyor
Mikroplastik kirliliğinin yarattığı tahribat sadece kıyı şeridiyle sınırlı kalmıyor; denizden geçimini sağlayan balıkçıları da çaresiz bırakıyor. Denize açılan balıkçıların ağlarına artık balıktan ziyade plastik atıkların ve deniz çöplerinin takıldığını belirten Sinan Can, bu durumun balıkçılık faaliyetlerini sürdürülemez bir noktaya getirdiğini vurguladı. Vatandaşların denizi kullanma alışkanlıklarını da olumsuz etkileyen bu kirlilik, İskenderun'dan başlayıp Muğla'ya kadar uzanan tüm Akdeniz havzasını kapsayan ortak bir sorun haline geldi. Bu nedenle, sorunun tekil kentler bazında değil, havza genelinde bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiği ifade ediliyor.

Çözüm için ileri teknoloji ve bilinçli tarım şart
Kirlilikle mücadele noktasında somut çözüm önerilerini sıralayan Çevre Mühendisleri Odası, atık su arıtma tesislerinin kapasitelerinin artırılmasının ve ileri arıtma teknolojilerinin sisteme entegre edilmesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Sadece kentsel atıkların değil, tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan kirliliğin de kontrol altına alınması gerektiğine dikkat çeken Can, daha az atık üreten tarımsal sistemlerin teşvik edilmesinin ve bilinçli tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasının kirlilikle mücadelede kritik bir adım olacağını savunuyor. Akdeniz'in geleceğini korumak için endüstriyel ve kentsel atık yönetiminde radikal bir dönüşümün şart olduğu, aksi takdirde bölgenin turizm ve balıkçılık potansiyelinin tamamen yitirilebileceği uyarısında bulunuluyor.



