Havadis | Sağlık | Bilim dünyasından 'geç olgunlaşma' yanıtı Erkek beyni 32 yaşına kadar yenileniyor

Bilim dünyasından 'geç olgunlaşma' yanıtı Erkek beyni 32 yaşına kadar yenileniyor

Nature Communications'da yayımlanan araştırma, erkek beynindeki karar verme ve dürtü kontrolü bölgelerinin 32 yaşına kadar olgunlaştığını gösteriyor.

Nature Communications'da yayımlanan araştırma, erkek beynindeki karar verme ve dürtü kontrolü bölgelerinin 32 yaşına kadar olgunlaştığını gösteriyor.

Bilim dünyasından 'geç olgunlaşma' yanıtı Erkek beyni 32 yaşına kadar yenileniyor
KAYNAK: Demirören Haber Ajansı

Toplumda sıkça kullanılan "erkekler geç olgunlaşır" deyimi, bilimsel bir zeminde yeniden tartışılıyor. Nature Communications dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, erkek beyninde özellikle karar verme, dürtü kontrolü ve risk değerlendirme süreçlerinden sorumlu bölgelerin gelişiminin ortalama 32 yaşına kadar devam ettiğini ortaya koydu. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Oğuzhan Onultan, fiziksel büyümenin tamamlanmasının beyin gelişiminin de bittiği anlamına gelmediğini vurguladı.

İnsan gelişiminin yalnızca boy uzaması ve hormonal değişimlerden ibaret olmadığını belirten Uzm. Dr. Onultan, nörobilimdeki güncel çalışmaların beynin erişkinlik döneminde de yapılanmaya devam ettiğini gösterdiğini söyledi. Özellikle planlama, mantıklı karar verme, dürtü kontrolü ve sosyal davranışların yönetiminde görev alan beyin bölgelerinin olgunlaşmasının, fiziksel gelişimden daha uzun sürebildiğini ifade etti.
Beyin gelişimi 20'li yaşlarda da sürüyor
Uzm. Dr. Onultan, erkeklerde boy uzaması ve cinsel gelişimin genellikle 18-20 yaşlarında tamamlandığını, ancak beynin üst düzey bilişsel fonksiyonlardan sorumlu bölgelerinin gelişimini sürdürdüğünü kaydetti. Beynin, erken dönemlerden itibaren gereksiz sinir bağlantılarını ayıklayarak daha verimli ağlar oluşturduğunu belirten Onultan, erkeklerde bu yeniden yapılanma sürecinin kadınlara kıyasla daha uzun sürdüğü için nörolojik olgunlaşmanın daha ileri yaşlara yayıldığını aktardı.

Beynin ön bölümünde yer alan prefrontal korteksin planlama, dikkat, risk analizi, dürtü kontrolü ve duyguların yönetimi gibi kritik işlevleri üstlendiğini hatırlatan Uzm. Dr. Onultan, bu bölgenin gelişimi tamamlandıkça karar alma mekanizmalarının daha dengeli hale geldiğini dile getirdi.
Kadın ve erkek beyni arasındaki fark
Kadın beyninde sinir ağlarının erişkinlik dönemine daha erken ulaştığını, erkek beyninde ise sinaptik yeniden yapılanma ve nöral ağların optimize edilmesinin daha uzun sürdüğünü belirten Uzm. Dr. Onultan, bu nedenle bazı erkeklerde genç erişkinlikte risk alma eğilimi, ani karar verme veya dürtüsel davranışların daha belirgin olabileceğini söyledi. Ancak bu durumun tüm bireyler için geçerli olmadığını; genetik özellikler, eğitim düzeyi, çevresel faktörler ve yaşam deneyimlerinin de beyin gelişimini önemli ölçüde etkilediğini vurguladı.

Uzm. Dr. Onultan, araştırmada dikkat çeken 32 yaş ortalamasının kesin bir sınır olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Bilimsel çalışmalardaki yaş ortalamalarının toplum genelindeki eğilimleri gösterdiğini ifade eden Onultan, bazı bireylerde bu sürecin daha erken, bazılarında ise daha geç tamamlanabileceğini ve kronolojik yaşa bakılarak psikolojik olgunluk hakkında kesin yargılara varılamayacağını dile getirdi.
Öğrenme hayat boyu sürüyor
Nörobilim çalışmalarının beynin gelişiminin 32 yaşında sona ermediğini de gösterdiğini hatırlatan Uzm. Dr. Onultan, öğrenme, yeni deneyimler, fiziksel aktivite ve zihinsel egzersizler sayesinde beynin yaşam boyunca yeni bağlantılar kurabildiğini söyledi. Nöroplastisite olarak bilinen bu özelliğin, beynin değişen koşullara uyum sağlamasını mümkün kıldığını ifade etti.

Beyin sağlığını koruyan yaşam alışkanlıklarının önemine değinen Uzm. Dr. Onultan, kaliteli uyku, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, kitap okumak, yeni beceriler edinmek ve aktif sosyal yaşamın beyindeki yeni sinir bağlantılarının oluşumunu desteklediğini belirtti. Bu alışkanlıkların yalnızca ileri yaşlarda değil, çocukluktan itibaren kazanılması gerektiğini vurguladı.

Uzm. Dr. Onultan, araştırmanın bulgularının nöroloji dışında psikoloji, eğitim bilimleri ve sosyal davranış araştırmaları açısından da önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Genç erişkinlik dönemindeki davranış kalıplarının daha doğru anlaşılmasına katkı sağlayabilecek bilimsel veriler sunan çalışmanın, toplumda mizahi bir dille kullanılan "erkekler geç büyüyor" ifadesine farklı bir bakış açısı kazandırdığını söyledi.

Uzmanlar, bu tür araştırmaların bireyleri sınıflandırmak amacıyla değil, insan beyninin gelişim süreçlerini daha iyi anlamak ve davranışların biyolojik altyapısını bilimsel veriler ışığında değerlendirmek amacıyla ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız