Uzmanlar uyarıyor: Yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı, Türkiye'de obezite oranlarını son 48 yılda yüzde 300 artırarak halk sağlığını tehdit eden bir boyuta taşıdı.
Çağın vebası hızla yayılıyor
Obeziteyi "çağın vebası" olarak tanımlayan Dr. Atakan, 1975 yılından bu yana ülkemizdeki vaka artışının yüzde 300 seviyesine ulaştığına dikkat çekti. Dünya genelinde önlenebilir ölüm nedenleri arasında zirvede yer alan obezite, sadece kilo problemi değil; hipertansiyon, diyabet, koroner arter hastalıkları ve çeşitli kanser türlerini tetikleyen metabolik bir yıkım süreci olarak tanımlanıyor.
Cinsiyet bazlı risk farkları
Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması verilerine göre, 15 yaş üzeri nüfusta obezite sıklığı yüzde 31,5 olarak kaydedildi. Bu oran cinsiyetlere göre farklılık gösteriyor; kadınlarda obezite oranı yüzde 40 civarında seyrederken, erkeklerde bu rakam yüzde 25 seviyelerinde kalıyor. Fazla kilolu olma durumunda ise tablo tersine dönerek erkeklerde yüzde 40, kadınlarda ise yüzde 30 bandına yerleşiyor.
Anne sütü ve erken teşhisin önemi
Dr. Atakan, obeziteyle mücadelenin yaşamın ilk yıllarında başladığını belirterek anne sütünün koruyucu etkisine vurgu yaptı. Anne sütüyle beslenen bireylerde ilerleyen yaşlarda obezite görülme sıklığının daha düşük olduğunu ifade eden Atakan, vatandaşlara şu tavsiyelerde bulundu:
"Vücut kitle indeksi 30'un üzerinde olan bireylerin mutlaka profesyonel bir destek alması gerekiyor. Ancak süreç, kulaktan dolma diyet listeleriyle değil, aile hekimlerine başvurarak başlatılmalı. Hekimlerimizin yönlendirmesiyle diyetisyen ve uzman desteği almak, kalıcı ve sağlıklı bir çözüm için en güvenli yoldur."
Obeziteye bağlı gelişen sağlık sorunları arasında uyku apnesi, astım ve ruhsal bozuklukların yanı sıra; kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri, erkeklerde ise kolon ve prostat kanseri gibi ciddi tabloların da sıkça karşılaşılan sonuçlar olduğu hatırlatıldı.