Türkiye'de organ nakli bekleyen binlerce hasta için zaman daralırken, uzmanlar organ bağışının toplumsal bir sorumluluk olduğu konusunda birleşiyor. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında düzenlenen özel etkinlikte, nakil bekleyen hastaların durumu ve bağış oranlarının artırılması gerekliliği masaya yatırıldı. Kalp nakli bekleyen 1500'ün üzerindeki hasta, her yıl gerçekleştirilen 70 ile 90 arasındaki nakil sayısının yetersizliği nedeniyle hayati bir riskle karşı karşıya bulunuyor. Uzmanlar, bu tablonun değişmesi için organ bağışının bir vatan görevi bilinciyle sahiplenilmesi gerektiğini vurguluyor.

Nakil süreçlerinde teknolojik ve tıbbi imkanlar
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Levent Öztürk, hastanenin sahip olduğu devasa altyapının organ nakli süreçlerinde kritik bir rol oynadığını belirtti. 4 bin 50 yatak kapasitesi ve 125 ameliyathanesiyle Avrupa'nın en büyük eğitim ve araştırma merkezlerinden biri olan hastanede, yılın 365 günü kalp, akciğer, karaciğer ve böbrek nakli yapabilecek uzman kadro ve teknik donanım bulunuyor. Hastanenin açılışından bu yana gerçekleştirilen yüzlerce nakil operasyonu, birçok hastaya yeniden kaliteli bir yaşam şansı sundu. Ancak tüm bu tıbbi kapasiteye rağmen, en büyük kısıtlayıcı faktörün yeterli organ bağışı olmaması olduğu ifade ediliyor.
Canlıdan nakil ile beyin ölümü sonrası bağış farkı
Organ nakli süreçlerinde canlıdan nakil konusunda Türkiye'nin dünya genelinde önemli bir başarıya sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Erdal Birol Bostancı, beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılan bağışlarda ise aynı ivmenin yakalanamadığını dile getirdi. Özellikle kalp ve akciğer gibi organların sadece beyin ölümü gerçekleşmiş donörlerden alınabildiğini hatırlatan uzmanlar, ailelerin izin oranlarının dünya ortalamasının altında kaldığına dikkat çekiyor. Toprak olacak organların, bir başka insanın yaşamını kurtarabileceği gerçeği, organ bağışının iyiliklerin en yücesi olduğu vurgusuyla bir kez daha hatırlatıldı.

Vatandaşlık görevi olarak organ bağışı
Kalp nakli sorumlusu Prof. Dr. Ümit Kervan, Türkiye'nin kalp ve akciğer nakli konusunda uluslararası bir eğitim merkezi haline geldiğini, birçok ülkeden hekimlerin burada sertifika eğitimi aldığını belirtti. Tıbbi teknolojinin gelişmesiyle birlikte nakil sonrası yaşam kalitesinin ve süresinin ciddi oranda arttığını ifade eden Kervan, 20-25 yıl boyunca sağlıklı bir yaşam süren hastaların varlığına dikkat çekti. Ancak sistemin başarısının, toplumun organ bağışına olan yaklaşımıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Kervan, organ bağışının tıpkı askerlik gibi bir vatandaşlık görevi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Etkinlik, nakil operasyonlarıyla sağlığına kavuşan hastaların kendi deneyimlerini paylaşmasıyla sona erdi.