Ödemiş'te yaşayan 76 yaşındaki Lütfi Vurucu için hayat, nefes almanın bile imkansız hale geldiği bir kabusa dönüşmüştü. İki çocuk ve dört torun sahibi olan Vurucu, göğsündeki şiddetli baskı ve nefes darlığı şikayetleriyle İzmir Şehir Hastanesi'nin kapısını çaldığında, durumu oldukça kritikti. Yapılan detaylı tetkikler sonucunda, aort kapağında kireçlenmeye bağlı ciddi bir darlık ve buna eşlik eden akut kalp yetmezliği tablosuyla karşı karşıya olduğu anlaşıldı. Ancak Vurucu'nun durumu, standart tedavi yöntemlerini uygulanamaz kılan ciddi engeller barındırıyordu. Hastanın açık kalp ameliyatı için taşıdığı yüksek riskin yanı sıra, TAVI yöntemi için kullanılan kasık damarlarının da tıkalı olması, doktorları alternatif ve daha zorlu bir yol aramaya sevk etti.

Geleneksel yöntemlerin tıkandığı noktada yeni bir umut
Kardiyoloji, Kalp Damar Cerrahisi ve Anestezi kliniklerinden oluşan uzman bir ekip, hastanın durumunu multidisipliner bir yaklaşımla masaya yatırdı. Vurucu'nun kronik böbrek yetmezliği, kronik akciğer sorunları, zehirli guatr ve omurga eğriliği gibi çok sayıda ek hastalığının bulunması, operasyonun zorluk derecesini daha da artırıyordu. Ekip, kasık yolunun kapalı olması nedeniyle subklavyen TAVI olarak bilinen, köprücük kemiğinin altındaki damardan giriş yapma yöntemini tercih etti. Bu teknik, hastanın göğüs kafesi açılmadan, çok daha az travmatik bir şekilde yeni aort kapağının yerleştirilmesine olanak tanıdı. Teknolojik altyapının ve hibrit ameliyathane imkanlarının sağladığı avantajla gerçekleştirilen bu hassas müdahale, Vurucu'nun yeniden nefes alabilmesini sağladı.

Ölümün kıyısından dönen hastanın büyük sevinci
Operasyonun ardından hızla iyileşme sürecine giren Lütfi Vurucu, yaşadığı süreci şu sözlerle özetledi: Nefes alamıyordum, adeta ölüyordum. En basit işleri yaparken bile üzerime binen o baskı beni sıkıştırıyor, hareket etmeme engel oluyordu. Şimdi ise kendimi çok rahat hissediyorum. Vurucu'nun 52 yıllık eşi Nurşen Vurucu ise yaşadıkları korku dolu günleri hatırlatarak, hastanede aldıkları hizmet karşısında gözyaşlarını tutamadığını belirtti. Kış aylarında sobanın başında sabaha kadar oturmak zorunda kalan eşinin çektiği acıların sona ermesinden duyduğu mutluluğu dile getiren Nurşen Vurucu, hastane ekibine minnettar olduklarını ifade etti.

Uzmanlardan multidisipliner başarı vurgusu
Kardiyoloji Kliniği'nden Prof. Dr. Pınar Türker Duyuler, hastanın hayati tehlike arz eden durumunun ancak bu koordineli çalışma ile aşılabildiğini vurguladı. Duyuler, operasyonun yaklaşık bir hafta önce başarıyla tamamlandığını ve hastanın klinik tablosunun hızla düzeldiğini belirtti. Bundan sonraki süreçte Vurucu'nun ek hastalıklarının takibi için diğer branşlarla iş birliği içinde olacaklarını ve aort kapağı kontrollerini 3 ile 6 aylık periyotlarla sürdüreceklerini açıkladı. Kardiyoloji Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr. Serkan Duyuler ise, açık kalp ameliyatı olamayacak kadar riskli olan ve kasık yolu kullanılamayan bu tür vakalarda, ekip çalışmasının hayati önem taşıdığını yineledi. Başarılı geçen operasyon, hastanın yaşam kalitesini artırırken, tıp dünyasında zorlu vakaların yönetiminde yeni bir başarı hikayesi olarak kayıtlara geçti.




