Halk arasında "yoğun bakıma giren bir daha çıkamaz" düşüncesi oldukça yaygın olsa da hekimler bu algının gerçeği yansıtmadığını söylüyor. Tıp dünyası, yoğun bakım ünitelerini umudun kesildiği yerler değil, yaşam için en zorlu mücadelenin verildiği sahalar olarak tanımlıyor.
MODERN TIBBIN SUNDUĞU İMKANLAR
Yoğun bakım tıbbı, geçmiş yıllara kıyasla çok daha ileri bir noktada bulunuyor. Solunum cihazları, gelişmiş diyaliz sistemleri ve yapay organ destek üniteleri sayesinde, eskiden kaybedildiği düşünülen pek çok hasta artık hayata tutunuyor. Dr. Öğr. Üyesi Özgür Kılıç, yoğun bakımın sadece ilaçlarla değil; deneyimli ekiplerin gece gündüz süren koordinasyonuyla çalıştığını belirtiyor. Hastalar burada anbean takip ediliyor ve bozulan organ fonksiyonlarına anında müdahale ediliyor.
YANLIŞ KULLANIM ALGIYI ZAYIFLATIYOR
Toplumdaki olumsuz bakış açısının altında yatan önemli bir neden de yoğun bakım yataklarının bazen yanlış amaçlarla kullanılması. İleri evre kanser veya geri dönüşü olmayan kronik hastalıklarda, yoğun bakım yerine palyatif bakımın tercih edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, tıbbi olarak iyileşme şansı kalmamış hastaların makinelerle dolu odalarda tutulmasının hem yoğun bakımın misyonunu gölgelediğini hem de toplumdaki "çıkış yok" algısını güçlendirdiğini savunuyor. Doğru tedavi, hastanın durumuna uygun olan merkezde, bazen de sevdikleriyle birlikte huzurlu bir vedayla gerçekleşiyor.