Dijitalleşme çağında her gün kullandığımız yapay zeka uygulamalarının, ekranların ardında bıraktığı çevresel izler genellikle görünmez kalıyor. Ancak Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yusuf Demir, bu görünmez maliyeti somut verilere dönüştürerek çarpıcı bir tabloyu ortaya koydu. Yapay zeka modellerinin çalışması için gereken devasa veri merkezlerinin enerji tüketimi, dolaylı yoldan ciddi bir su ve karbon ayak izi oluşturuyor. Samsun özelinde yapılan hesaplamalar, teknolojinin doğa üzerindeki baskısının sanılandan çok daha derin olduğunu gösteriyor.

Dijitalleşmenin Görünmeyen Su Faturası
Prof. Dr. Yusuf Demir, yapay zeka uygulamalarının su ayak izinin teorik olarak hesaplanabileceğini vurguluyor. Bu hesaplama süreci, sadece sunucuların soğutulması için harcanan suyu değil, aynı zamanda bu sistemleri besleyen elektriğin üretimi sırasında kullanılan su kaynaklarını da kapsıyor. Büyük dil modelleri ve derin öğrenme ağları, işlem gücü gereksinimleri nedeniyle yüksek enerji tüketiyor. Elektrik üretiminde kullanılan su miktarı ise bölgeden bölgeye ve enerji kaynağına göre değişkenlik gösteriyor. Samsun'un 1,4 milyonluk nüfusu ve şehrin toplam elektrik tüketimi üzerinden yapılan projeksiyonlar, yapay zekanın şehirdeki su ayak izinin kişi başına yıllık 785 litre ile 2 bin 714 litre arasında değiştiğini ortaya koyuyor. Bu rakamlar, Türkiye'de kişi başına düşen günlük ortalama su tüketiminin 4 bin ile 5 bin 500 litre olduğu düşünüldüğünde, dijital dünyanın çevresel etkisinin ne kadar önemli bir boyuta ulaştığını kanıtlıyor.
Karbon Salınımında Dijital Etki
Yapay zekanın çevresel maliyeti sadece su tüketimiyle sınırlı değil. Enerji üretim süreçlerinde kullanılan fosil yakıtlar, ciddi miktarda karbon salınımına yol açıyor. Prof. Dr. Demir, Samsun'un yıllık elektrik tüketiminin Türkiye genelinin yüzde 1 ila 2'si arasında olduğu varsayımıyla, şehirdeki yıllık toplam karbon salınımının 1 milyon 240 bin ton ile 3 milyon 40 bin ton karbondioksit arasında değişebileceğini belirtiyor. Bu veriler ışığında, yapay zeka ve veri merkezlerinin Samsun'da kişi başına düşen yıllık karbon ayak izi 0,89 ton ile 2,17 ton karbondioksit olarak hesaplanıyor. Günlük bazda bakıldığında ise bu miktar, kişi başına 2,4 kilogram ile 5,95 kilogram karbondioksit aralığına denk geliyor. Söz konusu rakamların sadece yapay zeka ve veri merkezlerinden kaynaklanan etkileri yansıttığını, ulaşım ve ısınma gibi diğer faktörlerin bu değerleri daha da yukarı taşıyabileceğini unutmamak gerekiyor.
Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Yenilenebilir Enerji
Prof. Dr. Yusuf Demir, bu çevresel yükün azaltılmasının temel yolunun enerji kaynaklarının dönüşümünden geçtiğini ifade ediyor. Yenilenebilir enerji kullanımının artması, yapay zeka uygulamalarının karbon ayak izini doğrudan düşürebilecek en etkili yöntem olarak öne çıkıyor. Veri merkezlerinin soğutma sistemlerinde kullanılan teknolojilerin verimliliği ve enerji üretiminde su kullanımını minimize eden yöntemlerin tercih edilmesi, dijitalleşmenin doğa üzerindeki baskısını hafifletebilir. Samsun gibi büyükşehirlerde enerji verimliliği politikalarının, dijital dönüşüm stratejileriyle eşgüdümlü olarak yürütülmesi, gelecekteki su ve karbon ayak izi hedefleri için kritik bir öneme sahip. Teknolojinin sunduğu imkanlardan faydalanırken, bu imkanların arkasındaki doğal kaynak tüketimini göz ardı etmemek, sürdürülebilir bir dijital gelecek için zorunluluk arz ediyor.