Siirt Üniversitesi'nden Yılmaz Çekmen ve beraberindeki ekip, Botan Milli Parkı çevresinde 15 kilometrelik bir rota üzerinde yürüyüş yaparken bölgenin milyonlarca yıllık tarihine tanıklık etti. Bağgöze köyü civarında karşılaştıkları manzara, sadece doğa tutkunlarını değil bilim dünyasını da heyecanlandırdı. Köylülerin çeşme başında sergilediği ilginç taşlar, aslında bölgenin antik bir deniz yatağı olduğunu kanıtlayan fosillerden oluşuyor.
Bölge neden bir açık hava müzesi gibi
Çekmen, bölgede 35 milyon ile 400 milyon yıl öncesine ait canlı kalıntıları olduğunu belirtiyor. Deniz kestaneleri, ammonitler ve istiridye kabukları gibi canlıların toprak altında fosilleşmesi, buranın bir zamanlar sular altında olduğunu gösteriyor. Köylüler, hiçbir eğitim almadan kendi imkanlarıyla topladıkları bu parçalarla adeta yerel bir koleksiyon oluşturmuş durumda.
Peki bu keşif neyi değiştirir
Yaşanan jeolojik hareketler ve depremler, bu canlı kalıntılarını gün yüzüne çıkaran kireç tabakalarını şekillendirdi. Akademisyenler, Bağgöze ve Botan bölgesinin sadece bir yürüyüş rotası değil, derinlemesine incelenmesi gereken devasa bir akademik saha olduğunu söylüyor. Bölgedeki fosil yoğunluğu, Türkiye'nin jeolojik geçmişini anlamak için yeni kapılar açabilir. Şimdi gözler, bu fosil yataklarının koruma altına alınıp alınmayacağında.