Sivas deyince akla ilk gelenler genelde kış, kangal ve dondurma oluyor. Ama kente gelen turistler bu kez bambaşka bir Sivas’la karşılaşıyor. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Milli Mücadele’den Cumhuriyet’e uzanan onlarca eser, ziyaretçileri adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor.
Tarihi yapılar birbirine yürüme mesafesinde
Şehir merkezinde Çifte Minareli Medrese, Şifaiye Medresesi, Buruciye Medresesi, Ulu Cami ve Kongre Binası yan yana sıralanıyor. Bu kadar çok tarihi eserin bu kadar yakın noktada olması, özellikle yabancı turistlerin en çok dikkatini çeken detay. Rehberler, gruplara hem Selçuklu döneminin mimari özelliklerini hem de Kurtuluş Savaşı’nın izlerini aynı turda anlatıyor.
Turistler gezdikçe fikri değişiyor
Turizm acente sahibi Adil Kanoğlu, Sivas’ın tanıtımının yetersiz olduğunu kabul ediyor. Ancak işin ilginç yanı şu: İnsanlar şehri gezip eserlerin hikayesini dinledikten sonra tamamen farklı bir gözle bakmaya başlıyor. Kanoğlu, “İnsanlar bu bilinçle gelmiyor. Anlatmaya başlayınca farkındalık oluşuyor. Gezi sonrası memnuniyet üst düzey oluyor” diyor.
Genç ziyaretçilerden tam not
Tarih öğrencisi Fatmanur Kurtoğlu’nun sözleri, Sivas’ın genç kuşak üzerindeki etkisini özetliyor. Kurtoğlu, Kongre Binası’nı gezerken cumhuriyetin temellerinin burada atıldığını hissettiğini söylüyor. “Tarihi hissederek geziyorsunuz” diyen genç turist, özellikle akşam ışıklandırmasıyla şehrin ayrı bir güzelliğe büründüğünü de ekliyor.
Sivas’ın asıl sorunu ne?
Turistlerin ortak görüşü şu: Sivas hak ettiği ilgiyi görmüyor. Kitaplardan okudukları şehri yerinde gören ziyaretçiler, bu atmosferin mutlaka yaşanması gerektiğini belirtiyor. Özellikle Milli Mücadele ruhunu yerinde hissetmek isteyenler için Sivas, sadece bir durak değil, adeta bir açık hava müzesi.