Ankara'nın merkezinde yer alan Kurtuluş Parkı, son iki gündür oldukça anlamlı ve duygusal bir direnişe ev sahipliği yapıyor. Barış Anneleri, yıllardır süregelen çatışmalı sürecin son bulması ve toplumsal huzurun yeniden tesis edilmesi talebiyle başlattıkları nöbet eylemini kararlılıkla sürdürüyor. Bu önemli süreçte, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, parkta nöbet tutan anneleri ziyaret ederek desteklerini dile getirdi. Ziyaret sırasında yapılan açıklamalar, barışın sadece belirli bir kesimin değil, tüm ülkenin ortak ihtiyacı olduğu mesajını öne çıkardı.
Acıdan Doğan Barış Köprüsü
Ziyaret esnasında söz alan Tülay Hatimoğulları, Barış Anneleri'nin sergilediği duruşun toplumsal vicdan açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Hatimoğulları, annelerin yaşadıkları tüm kayıplara ve çektikleri derin acılara rağmen yüreklerinde kin veya öfke biriktirmeden barış çağrısı yapmalarının takdire şayan olduğunu belirtti. Annelerin, ölen çocuklarının acısını diğer annelerin acısıyla birleştirerek bir empati köprüsü kurduklarını ifade eden Hatimoğulları, gözyaşının renginin her yerde aynı olduğunu vurguladı. Kadınların bu kararlı mücadelesinin, barış sürecini hızlandırmak adına Ankara'ya kadar uzanan bir yolculuğa dönüştüğünü dile getirdi.
86 Milyonun Ortak Geleceği
Tuncer Bakırhan ise yaptığı konuşmada, annelerin nöbet eyleminin sadece sembolik bir anlam taşımadığını, aynı zamanda ülkenin geleceğine dair hayati bir uyarı niteliğinde olduğunu belirtti. Bakırhan, barışın sadece Kürtlerin değil, Türkiye'de yaşayan 86 milyon vatandaşın tamamının yararına olduğunu vurguladı. Bu talebin, ekonomik zorluklarla boğuşan emekliler, asgari ücretle geçinmeye çalışan işçiler ve her gün kepenk kapatmak zorunda kalan esnaflar için de hayati bir öneme sahip olduğunu ifade etti. Barışın tesis edilmesiyle birlikte kaynakların çatışma yerine toplumsal refaha aktarılmasının mümkün olabileceğini savundu.
Kaynakların Adres Değişimi
Konuşmasının devamında ekonomik bir perspektif sunan Bakırhan, annelerin temel taleplerinden birinin de kaynakların kullanımı olduğunu belirtti. Bakırhan, yıllardır çatışma ve silahlanma süreçlerine harcanan trilyonlarca doların, artık emekçilere, gençlere, kadınlara ve toplumun dezavantajlı kesimlerine aktarılması gerektiğini savundu. Annelerin çadırda tuttuğu nöbetin, aslında bu ülkenin bütçesinin nereye harcanması gerektiğine dair bir toplumsal talep olduğunu belirten Bakırhan, herkesi bu barış çağrısına kulak vermeye davet etti. Annelerin fedakarlığı, siyasetin gündemini barış ve refah ekseninde yeniden şekillendirme çağrısı olarak kayıtlara geçti.