Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Konya temasları kapsamında gerçekleştirdiği Necmettin Erbakan Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yılı açılış töreninde, günümüz dünyasının en büyük paradokslarından birine dikkat çekti. Gençlere hitaben yaptığı konuşmada, dijital dünyanın sunduğu imkanların ötesindeki tehlikelere değinen Yılmaz, sosyal medyanın aslında insanları birbirine bağlamaktan ziyade, onları kendi dünyalarına hapseden bir yalnızlık aracı haline geldiğini ifade etti. Yılmaz, bu dijital izolasyona karşı en güçlü panzehrin ise kolektif çalışma kültürü olduğunu belirtti.

Bireysel başarı yanılgısı ve ekip ruhunun önemi
Yılmaz, konuşmasında modern dünyanın bireyselleşme tuzağına karşı önemli bir uyarıda bulundu. Hiçbir bireyin tek başına her şeyi başaramayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Superman gibi tek başına dünyayı kurtaran kahramanların sadece kurgusal dünyada var olduğunu, gerçek hayatta ise başarının ancak ekip çalışması ve güçlü bir iletişimle mümkün olabileceğini söyledi. Gençlerin yapay zeka ve dijital teknolojilerde yetkinleşmesinin önemini kabul etmekle birlikte, bu süreçte asosyalleşmenin kaçınılmaz bir risk olduğunu hatırlattı. Toplumdan kopuk bir bireyin, ne kadar teknik bilgiye sahip olursa olsun, gerçek dünyadaki sorunları çözme noktasında eksik kalacağını savundu.

Üniversitelerin üç temel fonksiyonu
Konya'daki programına Vali İbrahim Akın'ı ziyaret ederek başlayan Cevdet Yılmaz, üniversitelerin toplumsal kalkınmadaki rolünü üç ana başlıkta özetledi. İlk olarak eğitimin, mevcut bilginin yeni nesillere en nitelikli şekilde aktarılması olduğunu belirten Yılmaz, Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek olmadığını, var olan bilginin üzerine inşa etmenin temel görev olduğunu ifade etti. İkinci olarak araştırma fonksiyonuna değinen Yılmaz, akademik personelin sadece bilgi aktaran değil, aynı zamanda sürekli yeni bilgi üreten bir yapıda olması gerektiğini vurguladı. Üçüncü ve en kritik fonksiyon olarak ise bilgiyi kullanma, yani kalkınma fonksiyonunu işaret etti. Yılmaz, kalkınmanın sadece ekonomik değil, sosyal ve çevresel boyutlarıyla bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirtti.

Zihinsel duvarları yıkma çağrısı
Üniversitelerin sadece fiziki binalardan ibaret olmadığını savunan Yılmaz, kurumların zihinlerindeki duvarları yıkması gerektiğinin altını çizdi. Bir üniversitenin, etrafındaki sanayici, çiftçi, sivil toplum kuruluşları ve genel yönetimle organik bir bağ kuramadığı sürece gerçek anlamda görevini yerine getiremeyeceğini ifade etti. Üniversitenin, içinde bulunduğu şehre ve topluma açık bir sistem olarak işlemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, sorunların ancak paydaşlarla bir araya gelerek, ortak akılla çözülebileceğini dile getirdi. Zihinsel duvarlarını aşmış, toplumsal sorunlara duyarlı ve çözüm odaklı bir akademik yapının, ülkenin geleceği için en büyük teminat olduğunu sözlerine ekledi.




