TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendiren CHP Grup Başkan Vekili Rahmi Aşkın Türeli, Türkiye'nin içinde bulunduğu çok boyutlu kriz ortamına dikkat çekti. Türeli, konuşmasının başında Girne açıklarında yaşanan gemi kazasına da değinerek, olaya ilişkin yürütülen soruşturma sürecini Cumhuriyet Halk Partisi olarak yakından ve titizlikle takip edeceklerini ifade etti. Ancak toplantının ana eksenini, önümüzdeki günlerde açıklanması beklenen Orta Vadeli Program öncesinde Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve kronikleşen yapısal problemleri oluşturdu.
Ekonomide dışa bağımlılık ve istikrarsızlık
Türkiye'yi 24 yıldır yöneten siyasi iktidarın ekonomi politikalarını sert bir dille eleştiren Türeli, mevcut yönetimin sorunları çözmek bir yana, problemleri daha da derinleştirdiğini savundu. Ekonominin en temel yapısal zayıflıklarından birinin yurt içi tasarruf oranlarının düşüklüğü olduğunu belirten Türeli, bu durumun Türkiye ekonomisini dış kaynağa mahkûm ettiğini söyledi. Dış kaynak akışında yaşanan en ufak bir kesintinin ekonomiyi doğrudan krize sürüklediğini ifade eden Türeli, bu bağımlılığın büyüme rakamlarında istikrarsızlığa yol açtığını belirtti. Türkiye ekonomisinin bazı dönemlerde hızlı bir büyüme ivmesi yakalarken, bazı dönemlerde ise ciddi küçülmeler yaşadığını, bu sert yükseliş ve düşüşlerin temelinde söz konusu yapısal kırılganlıkların yattığını dile getirdi.
Üretim modelindeki ithalat bağımlılığı
Ekonomik modelin üretim ve ihracat yapısının ara mal ithalatına dayalı olmasının yarattığı risklere de dikkat çeken Türeli, bu durumun cari işlemler açığını kronik bir hale getirdiğini vurguladı. Ekonomi büyüdükçe dış borç stokunun da hızla arttığına işaret eden Türeli, bu kısır döngünün sürdürülebilir olmadığını ifade etti. Üretim süreçlerinin dış girdilere olan bağımlılığının, Türkiye'nin dış şoklara karşı direncini zayıflattığını ve ekonomik istikrarı sürekli tehdit altında tuttuğunu belirtti.
İş gücü piyasasında yapısal tıkanıklıklar
İş gücü piyasasında yaşanan sorunların da çözümsüz bırakıldığını belirten Türeli, verilerin gerçek tabloyu yansıttığını savundu. İş gücüne katılım oranlarının oldukça düşük seviyelerde kaldığını, işsizlik rakamlarının ise endişe verici boyutlarda olduğunu ifade etti. Dar tanımlı işsizlik oranlarının yüzde 8-9 civarında gösterilmesine rağmen, geniş tanımlı işsizliğin çok daha yüksek olduğunu belirten Türeli, kayıt dışı istihdamın da ekonominin kanayan yaralarından biri olduğunu söyledi. Türkiye'de her dört çalışandan birinin sosyal güvenlik sistemine dahil olmadan, güvencesiz bir şekilde çalıştığını hatırlatan Türeli, bu durumun sosyal ve ekonomik açıdan büyük bir risk oluşturduğunu sözlerine ekledi.