Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Uluslararası İlişkiler Topluluğu tarafından düzenlenen ve akademik çevrelerin yoğun ilgi gösterdiği Küresel Diplomasi ve Filistin'in Geleceği başlıklı konferans, oldukça çarpıcı ifadelere sahne oldu. Konferansın onur konuğu olarak kürsüye gelen Filistin'in Ankara Büyükelçisi Dr. Nasri Abu Jaish, mesleki kimliğinin ötesine geçerek Filistin davasının mevcut uluslararası konjonktürdeki durumuna dair oldukça karamsar bir tablo çizdi. Bir diplomat olarak görev yapmasına rağmen, Filistin meselesinin klasik diplomasi yöntemleriyle çözüme kavuşacağına dair inancını yitirdiğini açıkça ifade eden Jaish, bu yöntemin sorunu çözmekten ziyade sadece zaman kazandırdığını savundu. Prof. Dr. M. Mete Cengiz Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen etkinlik, saygı duruşu ve her iki ülkenin milli marşlarının okunmasıyla başladı.

Diplomasinin sınırları ve İsrail'in stratejisi
Büyükelçi Jaish, konuşmasında Filistin halkının yüz yılı aşkın süredir devam eden özgürleşme mücadelesinin tarihsel arka planına değinerek, bugün dünya genelinde 160 ülkenin Filistin Devleti'ni resmen tanıdığını hatırlattı. Ancak bu diplomatik başarının sahadaki işgali sona erdirmek için yeterli olmadığını belirten Jaish, İsrail'in işgal ettiği topraklardan çekilme gibi bir niyetinin bulunmadığını vurguladı. ABD, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve çeşitli Arap ülkelerinin arabuluculuk girişimlerini yakından takip ettiklerini belirten Büyükelçi, İsrail'in nihai amacının Filistin coğrafyasını Filistinlilerden tamamen arındırmak olduğunu iddia etti. Jaish, İsrail'in bu stratejik hedefi nedeniyle, uluslararası toplumun sunduğu barışçıl çözüm önerilerinin ve garantörlük tekliflerinin sonuçsuz kalmaya mahkûm olduğunu savundu.

Tarihsel verilerle demografik değişim vurgusu
Konuşmasının bir bölümünde bölgenin tarihsel demografik yapısına dikkat çeken Büyükelçi, Osmanlı dönemindeki verileri örnek gösterdi. O dönemde Filistin coğrafyasında yaşayan nüfusun yüzde 84'ünün Müslüman, yüzde 11'inin Hristiyan ve sadece yüzde 4 ile 5 civarında bir kesimin Yahudi olduğunu belirten Jaish, günümüzde İsrail'in hem işgal altındaki topraklarda yaşayan 7 milyon Filistinliyi hem de dünyanın dört bir yanına dağılmış 8 milyonluk diasporayı hedef aldığını ifade etti. İsrail'in bu nüfusu bölgeden uzaklaştırarak göçe zorlamayı ve süreci bu şekilde nihayete erdirmeyi planladığını öne süren Jaish, bu durumun sadece bir toprak meselesi değil, aynı zamanda bir varoluş mücadelesi olduğunu belirtti.

Türkiye'nin desteği ve geleceğe dair umut
Büyükelçi Jaish, tüm bu zorluklara rağmen Türkiye'nin Filistin davasına olan sarsılmaz desteğinin kendileri için büyük bir moral kaynağı olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin 1988 yılında Filistin'i tanıyan ilk ülkeler arasında yer aldığını hatırlatan Jaish, sağlık, insani yardım, hukuk ve ekonomi gibi pek çok alanda Türk devletinin ve halkının kardeş Filistin halkına sunduğu katkıların paha biçilemez olduğunu vurguladı. Türk diplomatlarının ve halkının Filistin meselesine gösterdiği duyarlılığın, mücadelenin her aşamasında hissedildiğini belirten Büyükelçi, omuz omuza yürütülen bu sürecin sonunda bağımsız ve özgür bir Filistin Devleti'nin kurulacağına olan inancını yineledi. Üniversite bünyesinde Orta Doğu ve Filistin meselesi üzerine yapılan akademik çalışmaların, konunun derinlemesine anlaşılması açısından büyük önem taşıdığını belirten Jaish, gençlerin bu sürece olan ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek konuşmasını tamamladı. Program, öğrencilerin sorularının yanıtlandığı bölümün ardından gerçekleşen hediye takdimiyle sona erdi.