Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye ekonomisinin içinden geçtiği zorlu sürece dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. TBMM çatısı altında gerçekleştirilen grup toplantısında kürsüye çıkan Arıkan, özellikle son dönemde gündemi meşgul eden fon vurgunu meselesinin sadece doğrudan mağdur olan vatandaşları değil, tüm piyasayı ve dürüst yatırımcıları derinden etkilediğini belirtti. Arıkan, bu durumun Türkiye ekonomisinin genel sağlığı üzerinde ciddi bir tahribata yol açtığını ifade ederek, meselenin sadece bireysel kayıplar üzerinden okunmaması gerektiğini savundu.
Ekonomik güven kaybının faturası ağır
Arıkan, fon vurgunuyla ilgili hazırlanan yasal düzenlemelerin bataklığı kurutmak yerine sadece günü kurtarmaya yönelik olduğunu iddia etti. Mağdurların zararlarının karşılanması noktasında sunulan teklifin, vatandaşın parasını güvence altına almaktan uzak olduğunu belirten Arıkan, teklifte yer alan 1 milyon liralık ara ödeme vaadinin garanti içermediğini ve kaynak bulunması şartına bağlandığını hatırlattı. Vatandaşın birikimlerinin hem fonlarda eridiğini hem de devletin gecikmeli adımları nedeniyle değer kaybettiğini vurgulayan Arıkan, bu durumu vatandaşın hem vurgunculardan hem de sistemin yavaşlığından zarar görmesi olarak nitelendirdi. Ayrıca, SPK'ya verilen geniş yetkilerin, kurumun geçmişteki denetim zafiyetleri göz önüne alındığında çözüm üretmekten ziyade yeni sorunlara kapı aralayabileceğini ifade etti.
Mekke Savunma Ortaklık Anlaşması'na yönelik endişeler
Toplantıda dış politika gündemine de değinen Mahmut Arıkan, TBMM'ye sunulan Mekke Savunma Ortaklık Anlaşması'nın içeriğini eleştirel bir gözle değerlendirdi. Anlaşmanın bir iş birliği metninden ziyade ağır yükümlülükler içeren bir belge olduğunu savunan Arıkan, metnin ikinci maddesinde yer alan silahlı saldırı durumunda tüm tarafların müdahil olması hükmünün ciddi riskler barındırdığını belirtti. Anlaşmanın hukuki dayanakları ve uygulama usulleri hakkında iktidara sorular yönelten Arıkan, özellikle 6'ncı madde kapsamındaki konuşlandırmalar için meclis onayının alınıp alınmayacağını sorguladı. Bölgesel gelişmeler ışığında bu anlaşmanın umut verici olmaktan ziyade endişe verici olduğunu belirten Arıkan, Mekke ismini taşıyan bir anlaşmanın, bu kutsal şehrin temsil ettiği kardeşlik ruhuna zarar vermemesi gerektiğinin altını çizdi.
Sorumluluk ve şeffaflık çağrısı
Konuşmasının sonunda ekonomi yönetimine sert eleştirilerde bulunan Arıkan, iktidarın her şeyin kontrol altında olduğu yönündeki söylemlerinin uluslararası yatırımcı nezdinde karşılık bulmadığını dile getirdi. MSCI gibi uluslararası kuruluşların açıklamalarının piyasalardaki güvensizliği gözler önüne serdiğini belirten Arıkan, muhalefetin ekonomiyi terörize etmekle suçlanmasına tepki gösterdi. Ekonomiyi asıl zor duruma düşürenlerin, fon vurgununa karışanlar olduğunu savunan Arıkan, bu kişilerin listelenmesi gerektiğini ve bu listenin başına Fon Terör Örgütü ibaresinin eklenmesinin şart olduğunu ifade etti. Arıkan, sorunun kaynağı olanların, aynı yöntemlerle çözüm üretemeyeceğini belirterek, şeffaf ve güven veren bir yönetim anlayışının şart olduğunu vurguladı.