Küresel İklim Diplomasisinin Yeni Rotası: Türkiye Uygulama Zirvesi İçin Geri Sayıma Geçti

Antalya'da düzenlenecek COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede taahhüt dönemini kapatıp uygulama sürecini başlatmayı hedefliyor.

Küresel İklim Diplomasisinin Yeni Rotası: Türkiye Uygulama Zirvesi İçin Geri Sayıma Geçti

Antalya, önümüzdeki günlerde dünya siyasetinin ve çevre diplomasisinin kalbinin atacağı kritik bir zirveye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 9-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Konferansı (COP31), küresel iklim politikalarında yeni bir dönemin kapısını aralamayı amaçlıyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Nilhan Ayan, Türkiye'nin bu zirveyle birlikte iklim diplomasisinde dünyanın merkezi konumuna yükseleceğini vurguluyor. Ayan, Türkiye'nin ev sahipliğinde alınacak kararların belirli bir takvime bağlanarak küresel ölçekte uygulamaya konulacağını ifade ediyor.

Taahhütlerden Uygulamaya Geçiş Dönemi

Zirvenin temel felsefesini 'diyalog, uzlaşı ve uygulama' üçgeni üzerine kurduklarını belirten Ayan, 1997 yılından bu yana düzenlenen Taraflar Zirveleri arasında COP31'in farklı bir misyon üstlendiğini belirtiyor. Türkiye'nin bu zirveyi bir 'Uygulama COP'u' olarak tanımladığını ifade eden Ayan, artık ülkelerin sadece kağıt üzerinde kalan taahhütlerle yetinmek yerine, somut adımların atılacağı bir sürece geçilmesi gerektiğini savunuyor. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 'daha adil bir dünya mümkündür' vizyonuyla hareket ettiğini hatırlatan Ayan, iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerin finansmana erişimini kolaylaştıracak bir köprü kurmayı hedeflediklerini dile getiriyor. Bu süreçte finans kuruluşları, teknoloji sağlayıcıları ve proje üreticileri aynı masada buluşturularak, küresel iklim hedeflerine ulaşılması için gerekli olan ekosistemin oluşturulması planlanıyor.

Küresel İklim Diplomasisinin Yeni Rotası: Türkiye Uygulama Zirvesi İçin Geri Sayıma Geçti

Afet Yönetimindeki Başarı Küresel Model Oluyor

Türkiye'nin COP31 sürecindeki en güçlü kozlarından biri, 6 Şubat depremlerinin ardından sergilediği hızlı toparlanma ve yeniden inşa süreci olarak öne çıkıyor. İki yıl gibi kısa bir sürede 455 bin konut, köy evi ve iş yerini hak sahiplerine teslim eden Türkiye'nin bu başarısı, uluslararası toplumun dikkatini çekmiş durumda. Ayan, afet sonrası koordinasyon ve dirençli şehirler oluşturma konusundaki deneyimlerini dünya ile paylaşacaklarını belirterek, bu tecrübenin iklim değişikliğiyle mücadelede de bir örnek teşkil edeceğini vurguluyor. Afet öncesi hazırlıkların, finansman kaynaklarının ve projelerin hazır tutulmasının önemine değinen Ayan, iklim değişikliğinin sadece bir ülkenin değil, tüm dünyanın ortak sorunu olduğunu ve bu nedenle ortak hareket etmenin zorunlu olduğunu ifade ediyor.

Sıfır Atık Hareketiyle Küresel Öncülük

Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadeledeki bir diğer önemli başarısı ise Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi olarak öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler tarafından 30 Mart'ın Dünya Sıfır Atık Günü ilan edilmesinin, Türkiye'nin bu alandaki vizyonunun küresel çapta kabul gördüğünün bir kanıtı olduğunu belirten Ayan, 2017 yılından bu yana 90 milyon ton atığın geri dönüştürüldüğünü hatırlatıyor. Kültürel kodlarında israfın yeri olmayan bir toplumun, bu hareketi hızla benimseyerek günlük yaşamın bir parçası haline getirdiğini ifade eden Ayan, 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerlediklerini belirtiyor. COP31 kapsamında kurulacak iklim diplomasisi akademisinde ise gençlerin, akademisyenlerin ve siyasetçilerin bir araya gelerek tecrübe paylaşımında bulunacağı özel bir alanın oluşturulacağı ifade ediliyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız