Küresel ticaretin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı'nda sular durulmuyor. Boğazın kapanmasıyla birlikte küresel enerji piyasalarında fiyatlar tırmanışa geçti. Türkiye, enerjisinin büyük kısmını ithal fosil yakıtlarla karşıladığı için bu durum doğrudan cebimize yansıyor.

Enerji faturası neden artıyor
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir nokta. Buradaki tıkanıklık, petrolün varil fiyatını ortalama 35 dolar yukarı çekti. Türkiye, enerji ihtiyacının üçte ikisini dışarıdan alıyor. Doğalgazda yüzde 95, ham petrolde ise yüzde 83 oranında dışa bağımlıyız. Hesaplamalar, 2026 yılı sonunda bu krizin Türkiye'ye 7,7 milyar doları petrol, 6,4 milyar doları doğalgaz olmak üzere toplamda 14 milyar dolarlık ek maliyet çıkaracağını gösteriyor.

Peki bu durum bizi nasıl etkiler
Bu 14 milyar dolarlık yük, en çok ulaşım ve ısınma giderlerini vuruyor. Karayolu taşımacılığı, toplam enerji faturasının üçte birini oluşturuyor. Ayrıca evlerde kullandığımız doğalgaz da faturayı kabartan önemli bir kalem. Uzmanlar, fosil yakıtlara olan bu bağımlılığı kırmanın tek yolunun "elektrifikasyon" olduğunu söylüyor. Yani otomobillerde elektriğe geçmek ve evlerde ısı pompası kullanmak, dışa bağımlılığı azaltarak paramızın ülkede kalmasını sağlayabilir.

Bundan sonra ne olur
Türkiye'de elektrikli araç sayısı hızla artıyor, ancak mevcut 420 bin araç yeterli değil. 2035 yılına kadar bu sayının 5 milyona çıkması hedefleniyor. Eğer ulaşım ve binalarda elektrikli çözümlere geçiş hızlanırsa, sadece 1 milyon elektrikli otomobil yıllık 900 milyon dolarlık tasarruf sağlayabilir. Fiyatlar düşmezse, 2027 yılında doğalgaz kaynaklı ek maliyetin 13 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Enerji dönüşümü sadece bir çevrecilik meselesi değil, doğrudan ekonomik bir zorunluluk haline geliyor.