Doğu Karadeniz Bölgesi'nin kendine has zengin florası, yıllardır arıcılar için önemli bir geçim kaynağı olmaya devam ediyor. Ancak bu yıl bölgedeki üreticiler, mevsim normallerinin dışında seyreden yağışlı ve serin hava şartları nedeniyle oldukça zorlu bir sezon geçirdi. Mayıs ayından temmuz ayına kadar etkisini sürdüren olumsuz hava koşulları, arıların bakım dönemlerini ve bal akış süreçlerini doğrudan etkileyerek mevsimsel kaymalara yol açtı. Bu durum, bal akışının normalden çok daha geç başlamasına ve sürenin kısalmasına neden oldu. Sonuç olarak, üreticiler kovan başına ortalama 10 ile 15 kilogram arasında bir hasat elde edebildi. Bazı bölgelerde ise bu rakamlar çok daha düşük seviyelerde kalarak üreticinin beklentilerini karşılamaktan uzak kaldı.
İklim Değişikliği ve Kestane Balı Krizi
Bölgenin en değerli ürünlerinden biri olan kestane balı, bu yılki olumsuz hava şartlarından en çok etkilenen kalem oldu. Trabzon Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yusuf Aksoy, yaşanan durumu değerlendirirken, kestane balı üretiminin bazı alanlarda tamamen durma noktasına geldiğini vurguladı. Aksoy, iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çekerek, on yıl öncesine kıyasla üretim kalitesinde ve miktarında ciddi bir gerileme yaşandığını belirtti. Küresel ısınmanın ötesinde, bölgede yaşanan küresel soğuma etkisinin arıcılığı olumsuz yönde baskıladığını ifade eden Aksoy, arıcıların artık sadece kovanlarını ayakta tutabilmeyi bile bir başarı olarak gördüklerini dile getirdi. Kazanç elde edebilmek için arıcıların Zigana geçidinin ötesindeki daha sıcak bölgelere göç etmek zorunda kalması, sektörün içinde bulunduğu darboğazı gözler önüne seriyor.
Genç Nesil Arıcılıktan Uzaklaşıyor
Sektördeki tek sorun iklimsel değişimler değil; aynı zamanda kovan sayısındaki dramatik düşüş de dikkat çekiyor. Trabzon genelinde beş yıl önce 123 bin olan kovan sayısı, güncel verilere göre 108 bine kadar geriledi. Arıcılık faaliyetlerinin genellikle emeklilik sonrası ikinci bir iş olarak yapılması ve genç neslin bu sektöre yeterince ilgi göstermemesi, üretimin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Yusuf Aksoy, bu önemli sektörün ayağa kaldırılması için gençlerin teşvik edilmesi gerektiğini belirterek, arıcılığın profesyonel bir meslek olarak desteklenmesinin şart olduğunu ifade etti. Öte yandan, ihracata yetecek kadar balın hala bulunabildiğini belirten Aksoy, sektörün asıl sorununun sahte ve yapay balların yarattığı haksız rekabet olduğunu vurguladı.
Sahte Bal Tuzağına Karşı Uyarı
Tüketicilerin sahte bal konusunda yaşadığı kafa karışıklığına da değinen Aksoy, piyasadaki ürünlerin gerçek olup olmadığını anlamak için kullanılan geleneksel yöntemlerin bilimsel bir dayanağı olmadığını hatırlattı. Balın yakılması veya tadına bakılması gibi yöntemlerin yanıltıcı olduğunu belirten Aksoy, tüketicilere tek bir yol gösterdi: Güvenilir markalar ve birlik onaylı ürünler. Tüketicilerin, üzerinde birlik markası bulunan ve tahlil süreçlerinden geçmiş balları tercih etmelerinin, sahte ürünlerden korunmak için en güvenli yöntem olduğunu ifade etti. İhracat potansiyeli yüksek olan bölge balının, bu tür olumsuzluklardan arındırılarak hak ettiği değeri bulması için denetimlerin ve bilinçli tüketimin önemi her geçen gün daha da artıyor.