İstanbul Eyüpsultan'da Kuzey Marmara Otoyolu Işıklar Gişeleri mevkiinde yaşanan otobüs kazası, geride derin bir acı ve cevap bekleyen sorular bıraktı. Diyarbakır'dan yola çıkan yolcu otobüsünün bariyerlere çarparak alev alması sonucu meydana gelen faciada, 12 yaşındaki ortaokul öğrencisi Yüsra Seraç yaşamını yitirdi. Kazanın ardından kimlik tespiti için Adli Tıp Kurumu'na başvuran aileler, DNA örnekleri vererek cenazelerini teslim almayı bekliyor. Olayın detayları ise bir babanın evladını kurtarmak için verdiği çaresiz mücadeleyi gözler önüne serdi.

Alevlerin içinde kahramanca bir mücadele
Kazanın gerçekleştiği anlarda otobüsün içinde tam bir can pazarı yaşandı. Ailesiyle birlikte İstanbul'a dönmekte olan Mesut Seraç, çarpmanın etkisiyle başlayan yangına rağmen soğukkanlılığını koruyarak çevresindeki yolculara yardım etmeye çalıştı. Yakınlarının verdiği bilgilere göre, baba Mesut Seraç kendi eşini ve diğer iki çocuğunu otobüsten yaralı olarak çıkarmayı başardı. Bununla da yetinmeyen acılı baba, otobüsün içinde mahsur kalan diğer yolcuları da kurtarmak için büyük bir fedakarlık gösterdi. Ancak tüm çabalarına rağmen, kızı Yüsra'yı yoğun duman ve alevlerin arasından çekip alamadı.

Kapılar açılmadı, camlar kırılmadı
Olayın tanıkları ve aile yakınları, otobüsün kapılarının kaza anında kilitlendiğini ve içeridekilerin dışarı çıkmakta büyük zorluk yaşadığını ifade ediyor. Yüsra'nın yakını Kasım Seraç, yaşanan dehşet anlarını şu sözlerle aktardı: Mesut Seraç, çocuklarının yanında başka yolcuların da olduğunu fark edince onları kurtarmaya odaklandı. O esnada kapı açılmıyordu. Defalarca cama vurmalarına rağmen camları kıramadılar. Dışarıdan birileri müdahale edip camı açtığında ise içerisi tamamen dumanla dolmuştu. Baba, birçok kişiyi kurtarmasına rağmen kendi kızını maalesef alevlerin arasından çekip çıkaramadı.

İhmal iddiaları ve şoförün kaçtığı iddiası
Kazanın ardından ortaya atılan iddialar, olayın boyutunun sadece bir kaza olmadığını, ciddi ihmallerin de rol oynadığını gösteriyor. Aile yakınları, şoförün uzun süre mola vermeden araç kullandığını ve kaza anında aşırı hızlı olduğunu öne sürüyor. Ayrıca, kazanın hemen ardından şoförün olay yerinden kaçtığına dair iddialar da dikkat çekiyor. Habip Dalgın, baba Mesut Seraç'ın yaşadığı travmaya dikkat çekerek, şoförün yorgun olduğunu ve aracın hız sınırlarını aştığını belirterek, bir ailenin bu ihmaller zinciri yüzünden yok olduğunu ifade etti. Baba Mesut Seraç'ın ise hala kendini suçladığı ve kızını kurtaramadığı için büyük bir yıkım yaşadığı belirtiliyor.

Adli Tıp önünde bekleyiş sürüyor
Kazada hayatını kaybeden diğer kişinin ise 54 yaşında bir kadın olduğu tespit edildi. Cenazelerin kimliklerinin kesinleşmesi için Adli Tıp Kurumu'nda DNA eşleşme süreci titizlikle yürütülüyor. Aileler, evlatlarını ve yakınlarını kaybetmenin acısıyla bir an önce cenazelerini teslim alıp son görevlerini yerine getirmek istiyor. Kazanın meydana geldiği otoyol üzerindeki güvenlik önlemleri ve otobüs firmasının sorumluluğu hakkında başlatılan soruşturma ise devam ediyor. Yüsra Seraç'ın okul arkadaşları ve yakınları, genç yaşta kaybedilen bu hayatın ardından büyük bir yas içerisine girdi.
