Kayseri'nin tarihi dokusunu yansıtan Hunat Hatun Külliyesi'nde, gün boyu yankılanan huzur verici seslerin ardında 71 yaşındaki emekli sınıf öğretmeni Seyfi Günay'ın büyük bir sabırla işlediği kamışlar yer alıyor. Meslek hayatını tamamladıktan sonra kendini tamamen ney sanatına adayan Günay, tam 31 yıldır bu kadim enstrümanın hem icracılığını hem de yapımcılığını üstleniyor. Yıllar önce konservatuar eğitimi sırasında tanıştığı ney, onun için sadece bir müzik aleti değil, aynı zamanda hayatının merkezine yerleşen bir tutku haline geldi.
Sanata adanan bir ömür
Öğretmenlik yaptığı yıllarda halk müziğiyle ilgilenen ve bir dönem mey üfleyen Günay, neyin kendine has tınısından ve ruhuna dokunan hissiyatından etkilenerek rotasını bu alana çevirdi. Emekliliğinin ardından boş durmak yerine, bu ince zanaatı öğrenmek için kolları sıvayan tecrübeli isim, bugün Türkiye'nin dört bir yanına gönderdiği neylerle kültürümüzün yaşatılmasına katkı sağlıyor. Ney yapımının büyük bir dikkat ve hassasiyet gerektirdiğini belirten Günay, telli çalgılardaki gibi küçük bir hatanın tel değişimiyle telafi edilemeyeceğini, tek bir yanlış perde açımının tüm emeği boşa çıkarabileceğini vurguluyor.
Doğanın ritmiyle şekillenen kamışlar
Ney yapım sürecinin sadece teknik bir iş olmadığını, aynı zamanda doğanın döngüsüyle uyumlu bir sabır süreci olduğunu ifade eden Seyfi Günay, kamışların kesim zamanının en kritik aşama olduğunu belirtiyor. Sağlıklı ve kaliteli bir ney elde edebilmek için kamışların mutlaka yılın belirli dönemlerinde, özellikle 11. aydan başlayarak 1. aya kadar olan süreçte kesilmesi gerektiğini dile getiriyor. Erken kesilen kamışların enstrümanın kalitesini düşürdüğünü söyleyen Günay, bu işin içine bir kez girdikten sonra bir daha çıkmanın mümkün olmadığını, her bir kamışın kendi içinde ayrı bir hikayesi olduğunu ifade ediyor.
Kültürel mirasa sahip çıkma çağrısı
Kayseri'de bu zanaatı başlatan ilk isimlerden biri olan ve çalışmalarını uluslararası platformlarda da tanıtan Günay, genç nesillerin batı müziği enstrümanlarına olan yoğun ilgisini kendi kültürel değerlerimize yönlendirmeleri gerektiği konusunda uyarıyor. Gitar gibi popüler enstrümanların yanı sıra ney ve bağlama gibi köklü çalgıların öğrenilmesinin kültürel kimliğimiz açısından hayati önem taşıdığını savunan Günay, özellikle gençlerin ve kadınların bu sanata gösterdiği ilgiden büyük mutluluk duyduğunu belirtiyor. Avusturya'daki Kültür ve Kitap Fuarı gibi önemli etkinliklerde de ülkemizi temsil eden usta, neyin tüm enstrümanlar arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu ve bu mirası gelecek kuşaklara aktarmanın en büyük arzusu olduğunu sözlerine ekliyor.