Hayata gözlerini diyalizle açan Ömer Asaf'ın ikinci mucizesi: Artık tek hayali yeşil sahalar

Doğduğu günden bu yana böbrek yetmezliğiyle mücadele eden 11 yaşındaki Ömer Asaf Öztürk, kadavradan yapılan ikinci nakille yeniden hayata tutundu. Organ Bağışı Haftası'nda taburcu olan küçük çocuğun en büyük arzusu ise yaşıtlarıyla doyasıya futbol oynamak.

Hayata gözlerini diyalizle açan Ömer Asaf'ın ikinci mucizesi: Artık tek hayali yeşil sahalar

İzmir'in Aliağa ilçesinde dünyaya gelen Ömer Asaf Öztürk'ün yaşam öyküsü, tıp dünyasında nadir görülen bir azim ve umut hikayesine dönüştü. Henüz 6 buçuk aylıkken, bin 300 gram ağırlığında hayata gözlerini açan küçük çocuk, doğduğu gün böbreklerinin olmadığını öğrenince diyaliz makineleriyle tanıştı. Ailesinde daha önce böbrek nakli tecrübesi olan bireylerin bulunması, Ömer Asaf'ın bu zorlu süreci daha yakından tanımasına neden oldu. Henüz 16 aylıkken akrabası Hüseyin Bilgin'den alınan böbrekle yaklaşık sekiz yıl boyunca normal bir yaşam süren Ömer Asaf, geçirdiği mesane sorunları ve komplikasyonlar nedeniyle nakledilen organın işlevini yitirmesiyle yeniden diyaliz sürecine girmek zorunda kaldı. Son bir yılını evde hemodiyaliz tedavisiyle geçiren küçük çocuk için beklenen umut ışığı, beyin ölümü gerçekleşen bir bağışçının ailesinin aldığı fedakarca kararla geldi. Acıbadem Kent Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla ikinci kez hayata tutunan Ömer Asaf, Organ Bağışı Haftası'nda sağlığına kavuşarak hastaneden taburcu edildi.

Geceleri nefes dinleyerek geçen yıllar

Anne Emine Öztürk, oğlunun yaşadığı bu zorlu süreci anlatırken organ bekleyen ailelerin yaşadığı psikolojik baskıya dikkat çekti. Üç yıl boyunca her an bir telefon bekleyerek yaşadıklarını, geceleri bile telefonlarını yastıklarının altında tuttuklarını belirten anne Öztürk, yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle ifade etti: İnsanlar geceleri çocuklarının üzerini örtmek için uyanır, biz ise nefeslerini dinlemek için uyanıyoruz. Bu, tarifi imkansız bir bekleyiş. Sürekli bir haber gelecek mi diye tetikte beklemek, umutsuzlukla umut arasında gidip gelmek çok yıpratıcı. Toplumun bu konuda empati kurması, organ bağışının bir başkasına can olabileceğini anlaması gerekiyor. Organların toprak altında çürümesi yerine başka bir bedende hayat bulması, bir ailenin dünyasını tamamen değiştirebilecek kadar büyük bir mucize.

Sahalara dönmek için gün sayıyor

İkinci kez böbrek nakliyle sağlığına kavuşan 11 yaşındaki Ömer Asaf'ın ise tek bir hayali var: Arkadaşlarıyla ve kuzenleriyle özgürce futbol oynamak. Hastalık süreci boyunca yaşıtları gibi koşup oynayamayan, sosyal hayattan uzak kalan küçük çocuk, taburcu olduğu gün hemşirelerin kendisine hediye ettiği Galatasaray forması ve futbol topuyla büyük bir mutluluk yaşadı. Parka gideceği, arkadaşlarıyla maç yapacağı günlerin hayalini kuran Ömer Asaf, organ bağışında bulunan aileye minnettar olduğunu belirterek, Allah herkese bu şifayı nasip etsin temennisinde bulundu.

Türkiye'de 28 bin kişi umut bekliyor

Ömer Asaf'ın tedavisini yürüten Üroloji ve Böbrek Nakli Uzmanı Dr. Işık Özgü, Türkiye genelinde yaklaşık 28 bin kişinin böbrek nakli beklediğine dikkat çekerek, organ bağışının hayati önemini vurguladı. Pandemi döneminde bağış oranlarında ciddi bir düşüş yaşandığını ancak son dönemde yeniden bir artış gözlemlendiğini belirten Dr. Özgü, kendi hastanelerinde kadavradan nakil oranlarının yüzde 20 seviyelerine ulaştığını ifade etti. Türkiye'de her gün 7-8 kişinin organ beklerken hayatını kaybettiğini hatırlatan uzman hekim, toplumdaki bağış bilincinin artırılması gerektiğini belirtti. Ömer Asaf'ın taburculuğunun Organ Bağışı Haftası'na denk gelmesinin çok anlamlı bir tesadüf olduğunu söyleyen Dr. Özgü, küçük hastasının bundan sonraki süreçte kontrollerine düzenli gelerek sağlıklı bir yaşam süreceğini sözlerine ekledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız