İklim değişikliğinin deniz ekosistemleri üzerindeki etkileri, küresel bir krizin eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından organize edilen ve COP31 gündeminin önemli bir parçası olan çevre ve iklim medya turunun Trabzon ayağı, denizlerin geleceğine dair kritik tartışmalara ev sahipliği yaptı. 10-11 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen Okyanuslar ve Denizler Zirvesi, sadece bölgesel değil, küresel ölçekte denizlerin korunması için yeni bir yol haritası belirlemeyi hedefliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Trabzon'da düzenlenen bu zirvede, denizlerin sadece bir geçim kaynağı değil, insanlığın ortak geleceği olduğunu vurguladı.
Denizcilikte yeşil dönüşüm ve somut adımlar
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye'nin denizcilik sektöründeki stratejik konumuna dikkat çekerek, sera gazı emisyonlarını azaltmak için kararlı olduklarını belirtti. Bakan Uraloğlu, Türkiye'nin dış ticaretinin yüzde 85'inin denizyoluyla gerçekleştiğini hatırlatarak, 218 liman tesisi ve dünyanın en büyük ticaret filolarından birine sahip olmanın getirdiği sorumluluğun altını çizdi. Yeşil Liman Sertifika Uygulaması ile limanlarda yenilenebilir enerji kullanımını teşvik ettiklerini ifade eden Uraloğlu, 2028 yılına kadar yeşil kruvaziyer limanları, 2030 yılına kadar ise yeşil konteyner limanları hedeflediklerini açıkladı. Gemi kaynaklı emisyonların azaltılması ve limanlarda elektrik ikmal sistemlerinin yaygınlaştırılması, bakanlığın öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Uraloğlu, denizcilik sektörünün yeşil ve akıllı lojistiğe dönüştürülmesinin, Türkiye'nin iklim politikalarının omurgasını oluşturduğunu belirtti.
Okyanusların geleceği devasa bir risk altında
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise okyanusların karşı karşıya olduğu tehlikelere dikkat çekerek, mevcut çalışmaların yetersiz kaldığına dair uyarıda bulundu. Bakan Kurum, okyanus ekosistemlerindeki bozulmanın 2050 yılına kadar 400 milyar doları aşan bir ekonomik maliyete yol açabileceğini belirtti. Türkiye'nin hem Akdeniz hem de Karadeniz'de küresel ortalamanın üzerinde bir ısınma hızıyla karşı karşıya olduğunu ifade eden Kurum, iklim krizine dirençli denizler hedefinin sadece teoride kalmayacağını, pratikte de uygulandığını vurguladı. Fethiye-Göcek'te hayata geçirilen Mapa-Şamandıra Sistemi gibi projelerle deniz çayırlarının korunması ve balık üreme alanlarının tahrip edilmesinin önüne geçilmesi, bu kararlılığın somut bir örneği olarak öne çıkıyor.
Ortak bir gelecek için mavi finansman ve iş birliği
Zirvenin temel amacı, teknik, bilimsel ve politik boyutları bir araya getirerek COP31 için uygulanabilir çıktılar üretmek. Bakan Kurum, okyanus ve denizler temasını COP31 Eylem Gündemi'nin merkezine yerleştirdiklerini ve bölgesel iş birliğini küresel düzeye taşıdıklarını belirtti. Trabzon'da şekillenen bu çalışmaların, dünya genelinde mavi finansman imkânlarını artırması ve denizlerin korunması için ortak bir irade oluşturması bekleniyor. Bakanlar, rotanın temiz denizler, dirençli kıyılar ve gelecek nesillere bırakılacak daha mavi bir dünya olduğunu ifade ederek, tüm paydaşları bu küresel seferberliğe davet etti. Karadeniz'in hırçın dalgalarının öğrettiği gibi, rotasını bilen ve birlikte hareket edenlerin güvenli limanlara ulaşacağı mesajı, zirvenin ana teması olarak öne çıktı.