Havadis | Yaşam | Koca semerlerin yerini minyatürler aldı: Bir zanaatkarın zamana karşı direnişi

Koca semerlerin yerini minyatürler aldı: Bir zanaatkarın zamana karşı direnişi

Kırsal yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan semercilik mesleği, teknolojinin gölgesinde yok olmaya yüz tuttu. Son temsilcilerden Nurettin Baysal, bu kadim zanaatı minyatür eserlerle geleceğe taşımaya çalışırken, çırak bulamamaktan yakınıyor.

Kırsal yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan semercilik mesleği, teknolojinin gölgesinde yok olmaya yüz tuttu. Son temsilcilerden Nurettin Baysal, bu kadim zanaatı minyatür eserlerle geleceğe taşımaya çalışırken, çırak bulamamaktan yakınıyor.

Koca semerlerin yerini minyatürler aldı: Bir zanaatkarın zamana karşı direnişi
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Kırsal yaşamın ve geleneksel taşımacılığın en önemli unsurlarından biri olan semercilik, günümüzün değişen yaşam koşulları ve gelişen ulaşım teknolojileri karşısında ağır bir darbe aldı. Bir zamanlar at, eşek ve katırların sırtında yük taşıyan bu devasa semerlerin yerini artık motorlu taşıtlar alırken, mesleğin son temsilcileri de kendi kaderlerine terk edilmiş durumda. Bu zanaatı ayakta tutmaya çalışan 65 yaşındaki Nurettin Baysal, mesleğinin parlak günlerini geride bırakarak, zanaatını minyatür eserlerle yaşatmanın mücadelesini veriyor. Baysal, büyük semerlere olan talebin neredeyse sıfıra indiği bir dönemde, bu kültürel mirası tamamen yok olmaktan kurtarmak için farklı bir yol izlemek zorunda kaldığını ifade ediyor.

Minyatürlerle süren bir gelenek

Geçmişte yük taşımacılığının temel taşı olan semerlerin artık sadece dekoratif amaçlarla ilgi gördüğünü belirten Nurettin usta, bu durumu bir zorunluluk olarak tanımlıyor. Binek hayvanlarının kullanımının azalmasıyla birlikte büyük semerlerin artık bir ihtiyaç olmaktan çıktığını vurgulayan Baysal, belediyenin sağladığı destekle kendisine tahsis edilen alanda minyatür semer üretimine ağırlık verdiğini dile getiriyor. Bu küçük ölçekli çalışmalar, aslında bir dönemin yaşam tarzını ve emeğini temsil eden semercilik sanatının, modern dünyada kendine yer bulma çabasının bir yansıması olarak öne çıkıyor. Nurettin Baysal, bu zanaatın tamamen unutulmaması adına gösterdiği çabanın, aslında geçmişle gelecek arasında bir köprü kurma gayreti olduğunu belirtiyor.

Gençlerin ilgisizliği zanaatı tehdit ediyor

Mesleğin geleceğine dair en büyük endişesi ise çırak yetişmemesi. Nurettin Baysal, genç neslin zanaat öğrenmek yerine kısa yoldan kazanç sağlama arzusunda olduğunu gözlemlediğini üzülerek ifade ediyor. Ustasından devraldığı bu değerli mirası bir sonraki kuşağa aktarmak için kapısının her zaman açık olduğunu belirten Baysal, gençlerin emek isteyen geleneksel mesleklere karşı gösterdiği ilgisizliğin, sadece semercilik için değil, birçok el sanatı için de büyük bir tehlike arz ettiğini vurguluyor. Gençlerin bu tür mesleklere önem vermemesi, usta zanaatkarı hem mağdur ediyor hem de derin bir üzüntüye sürüklüyor.

Zanaatın ölmemesi için çağrı

Nurettin Baysal, sadece semercilik değil, benzer şekilde unutulmaya yüz tutmuş diğer geleneksel mesleklerin de aynı kaderi paylaştığını hatırlatıyor. Gençlere seslenen Baysal, bir meslek edinmenin ve zanaat sahibi olmanın önemine dikkat çekerek, bu mirasa sahip çıkılması gerektiğini savunuyor. Gözünün arkada kalmaması için bir çırak yetiştirme arzusunu dile getiren usta, zanaatın ölmemesi adına gençleri öğrenmeye ve üretmeye davet ediyor. Bu çaba, sadece bir mesleğin değil, aynı zamanda bir kültürün ve emeğin korunması adına verilen onurlu bir direniş olarak dikkat çekiyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız