Muş sokaklarında yankılanan makas sesleri, 1984 yılından bu yana Mehmet Ali Taş'ın atölyesinde bir ritim gibi devam ediyor. Yarım asra yaklaşan meslek hayatında çıraklıktan ustalığa uzanan zorlu bir yolculuğu geride bırakan Taş, bugün kumaşlara şekil verirken sadece bir kıyafet dikmiyor, aynı zamanda yılların birikimini ve emeğini ilmek ilmek işliyor. Onun için kumaş, cansız bir nesne değil, hayatının her anına eşlik eden bir yol arkadaşı niteliğinde.
Zanaatın geleceği çıraksızlık kıskacında
Mesleğinin sadece bir geçim kapısı olmadığını, hayatının merkezinde yer alan bir tutku olduğunu belirten Taş, günümüzde terzilik sanatının karşı karşıya kaldığı en büyük sorunun çırak yetişmemesi olduğunu vurguluyor. Geçmiş yıllarda atölyelerin gençlerle dolup taştığını, usta-çırak ilişkisinin bir okul gibi işlediğini hatırlatan Taş, günümüzde bu zincirin koptuğunu üzülerek gözlemliyor. Gençlerin bu zanaata olan ilgisizliği, kalfa ve usta sayısının hızla azalmasına neden olurken, Taş bu durumun mesleğin geleceğini ciddi bir tehdit altına soktuğunu ifade ediyor. Ona göre, terzilik gibi el emeği ve göz nuru gerektiren mesleklerin yaşatılması için devletin teşvik edici adımlar atması ve özellikle gençleri bu alana yönlendirecek eğitim programlarının hayata geçirilmesi şart.
Matematik ve estetiğin kumaşla buluşması
Terziliğin sadece dikiş dikmekten ibaret olmadığını, işin temelinde derin bir matematiksel hesaplama yattığını belirten usta, ölçü almanın bir hata payı kabul etmediğini dile getiriyor. Yanlış bir ölçünün, yanlış bir kesim ve dikimle sonuçlanacağını, bunun da emeğin boşa gitmesi anlamına geldiğini söyleyen Taş, iyi bir terzinin aynı zamanda iyi bir matematikçi olması gerektiğini savunuyor. Müşteri portföyünün aslında oldukça geniş olduğunu, İstanbul'dan Bursa'ya, hatta Avrupa'nın çeşitli ülkelerine kadar uzanan bir müşteri kitlesine hizmet verdiğini belirten Taş, mesleğin gerilemesinin nedeninin talep eksikliği değil, yetişmiş usta eksikliği olduğunun altını çiziyor.
Robotların yapamayacağı insan dokunuşu
Teknolojinin ve seri üretimin her alanı sardığı günümüzde, bazı işlerin hala insan eline ve emeğine muhtaç olduğunu savunan Taş, fermuar değişimi veya sökük tamiri gibi detayların fabrikasyon üretimle yapılamayacağını hatırlatıyor. Terziliğin dünyanın neresine gidilirse gidilsin, insanı aç bırakmayacak kadar geçerli ve kıymetli bir meslek olduğunu belirten Taş, gençlere bu zanaatı öğrenmeleri için çağrıda bulunuyor. Okumanın ve akademik eğitimin önemine inandığını ancak her gencin mühendis veya doktor olması gerekmediğini ifade eden Taş, terziliğin seçmeli ders olarak müfredata alınması gibi somut adımların, bu kadim mesleğin gelecek nesillere aktarılmasında kilit rol oynayabileceğine inanıyor. Kendi atölyesinde bugüne kadar onlarca kişiye mesleği öğrettiğini ve bu kişilerin kendi ayakları üzerinde durmalarına vesile olduğunu görmenin, kendisi için en büyük mutluluk kaynağı olduğunu sözlerine ekliyor.