Şırnak’ın zorlu coğrafyasında, Kato Dağı ile Kel Mehmet Dağları’nın kesiştiği noktada, Hizil Çayı’nın serin sularının yanı başında yükselen bir başarı hikayesi yazılıyor. Yıllar önce yaşadığı köyden ayrılmak zorunda kalan ve hayatını kent merkezinde farklı iş kollarında çalışarak idame ettirmeye çalışan 50 yaşındaki Enver Külter, bugün uluslararası arenada Türkiye’nin gururu haline geldi. Külter’in 2009 yılında sadece 10 kovanla hobi olarak başladığı arıcılık serüveni, bugün 450 kovanlık devasa bir üretim kapasitesine ulaşarak bölgenin en önemli doğal değerlerinden biri olan Şırnak Yayla Balı markasını doğurdu. Külter, bu yolculuğun sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda bölgenin zengin florasını dünyaya tanıtma çabası olduğunu ifade ediyor.
Mütevazı bir başlangıçtan devasa bir üretime
Arıcılık mesleğine adım attığı ilk yıllarda yaşadığı zorlukları anımsayan Külter, o dönemde ailesinin geçimini sağlamakta güçlük çektiğini ve yeni bir arayış içerisine girdiğini belirtiyor. 1987 yılında Bestler Dereler Bölgesi’ndeki Mehmet mezrasının boşaltılmasıyla başlayan göç süreci, Külter’in hayatında yeni bir sayfa açılmasına neden oldu. Yıllarca farklı sektörlerde ter döktükten sonra arıcılığın doğayla kurduğu bağı keşfeden Külter, 10 kovanla başladığı bu işte sabırla ilerledi. Bugün 450 kovana ulaşan üretim kapasitesiyle Türkiye’nin dört bir yanına doğal bal gönderen Külter, internet üzerinden de satış yaparak Şırnak’ın bereketli yaylalarından elde edilen ürünleri tüketicilerle buluşturuyor. Külter, arıcılığın sadece bir üretim süreci değil, aynı zamanda büyük bir emek ve sabır işi olduğunu vurguluyor.
Kaliteyi verime tercih eden bir üretim felsefesi
Külter’in üretim anlayışının merkezinde, miktar odaklı bir yaklaşımdan ziyade kaliteyi önceleyen bir vizyon yer alıyor. Kato Dağı ve Kel Mehmet Dağları arasındaki bölgenin, yüksek miktarda bal vermemesine rağmen eşsiz bir kaliteye sahip olduğunu belirten Külter, bu coğrafyayı özellikle tercih ettiğini ifade ediyor. Balın kalitesinin, arıların beslendiği bitki örtüsü ve bölgenin coğrafi yapısıyla doğrudan ilişkili olduğunu savunan Külter, fazla bal üretmek yerine en doğal ve en kaliteli ürünü elde etmenin peşinde olduğunu dile getiriyor. Bu felsefe, onun her yıl aynı zorlu coğrafyada üretim yapma konusundaki kararlılığını da açıklıyor. Külter, balın doğallığını bozmadan, bölgenin sunduğu saf lezzeti korumayı temel ilke edindiğini belirtiyor.
Londra’da tescillenen Şırnak’ın doğal zenginliği
Külter’in yıllardır büyük bir titizlikle sürdürdüğü doğal bal üretimi, geçtiğimiz günlerde uluslararası bir başarıyla taçlandı. Bir arkadaşının tavsiyesi üzerine yurt dışındaki bal yarışmalarını araştırmaya başlayan Külter, ürettiği balın kalitesine olan güveniyle İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen London International Honey Awards 2026 yarışmasına katılmaya karar verdi. Gerekli analizleri yaptırdıktan sonra yarışmaya gönderilen Şırnak Yayla Balı, uluslararası jüri tarafından değerlendirilerek Altın Kalite ödülüne layık görüldü. Bu ödül, sadece Külter için değil, Şırnak’ın doğal zenginliklerinin doğru değerlendirildiğinde dünya çapında bir değere dönüşebileceğinin de somut bir kanıtı oldu. Külter, aldığı bu ödülün ardından yaşadığı mutluluğu, bölge insanına fayda sağlamanın ve Şırnak’ın adını dünya çapında duyurmanın verdiği gururla ifade ediyor.