Antalya’nın Alanya ilçesinden yola çıkarak Toros Dağları’nın zirvelerine uzanan o kadim yolculuk, mevsimlerin değişimiyle birlikte tersine dönmeye başladı. Mayıs ayının son haftasında başlayan ve yaklaşık on gün süren zorlu bir yürüyüşün ardından ulaştıkları Gündoğmuş ilçesindeki Eğrigöl Akdam Yaylası’nda dört beş ay geçiren Yörükler, şimdi yeniden sahile inmenin telaşını yaşıyor. Havaların serinlemesi ve kışın habercisi olan soğukların kendini hissettirmesiyle birlikte, yaylalardaki hareketlilik yerini dönüş yolunun sessiz ama kararlı adımlarına bırakıyor.
Doğanın ritmiyle şekillenen bir yaşam
Küçükbaş hayvancılıkla geçimlerini sağlayan Yörük aileleri için bu göç, sadece bir yer değiştirme değil, aynı zamanda nesillerdir süregelen bir yaşam biçimi anlamına geliyor. Akseki’nin Göktepe, Çimi ve Yarpuz yaylaları ile Gündoğmuş’un yüksek kesimlerinde yaz boyunca doğal meralarda beslenen sürüler, mevsim şartlarına göre hareket etme içgüdüsüne sahip. Üreticiler, hayvanların havaların ısınmasıyla yaylaya çıkma isteği duyduğunu, sonbaharın gelmesiyle birlikte ise içgüdüsel olarak daha ılıman olan sahil bölgelerine dönmek istediklerini belirtiyor. Bu döngü, Yörük kültürünün temelini oluşturan mevsimlik göç geleneğinin de en somut göstergesi olarak kabul ediliyor.
Emek ve sevgiyle örülü zorlu mesai
Yaylada geçirilen dört beş aylık sürenin ardından başlayan dönüş yolculuğu, hayvancılık mesleğinin ne kadar büyük bir özveri gerektirdiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Alanya’dan her yıl aynı rotayı izleyerek yaylaya çıkan Murat Uyar, bu işin sadece bir geçim kaynağı olmadığını, aynı zamanda büyük bir sevgi ve emek istediğini vurguluyor. Hayvanların başından bir an olsun ayrılamadıklarını ifade eden Uyar, bu mesleği yapabilmek için doğayla ve hayvanlarla kurulan bağın çok güçlü olması gerektiğini belirtiyor. Sürünün takibinden beslenmesine kadar her aşamada büyük bir dikkat ve sabır gerektiren bu süreç, Yörük ailelerinin yaşamlarını tamamen mevsim şartlarına göre şekillendirmelerine neden oluyor.
Kuşaktan kuşağa aktarılan kadim gelenek
Toroslar’ın yüksek kesimlerinde yaz aylarını geçiren aileler için yayla hayatı, kışın daha ılıman iklime sahip sahil bölgelerine dönülmesiyle sona eriyor. Bu göç, sadece bir hayvancılık faaliyeti değil, aynı zamanda Yörük kültürünün kuşaklar boyunca yaşatılan en önemli parçalarından biri olma özelliğini taşıyor. Havaların soğumasıyla başlayan bu dönüş yolculuğu, yaz boyunca yaylalarda süren canlılığın da yavaş yavaş azaldığını gösteriyor. Yörükler, hayvanlarıyla birlikte günler süren bu yolculukta, atalarından miras kalan bu kadim geleneği günümüzde de aynı kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. Sahile dönüşle birlikte, kış boyu sürecek olan yeni bir yaşam düzeni de başlamış oluyor.