Yozgat'ın Sorgun ilçesine bağlı Burunören köyünde, kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte mutfaklarda hummalı bir çalışma başladı. Yöresel kültürün en önemli parçalarından biri olan yufka ekmek yapımı, kadınların bir araya gelerek gerçekleştirdiği imece usulü dayanışma ile sürdürülüyor. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan bu geleneksel süreç, aslında çok daha erken saatlerde atılan adımlarla şekilleniyor. Köydeki kadınlar, kış boyunca tüketilecek ekmekleri hazırlamak için büyük bir özveriyle çalışıyor.
Gece yarısı başlayan yoğun mesai
Ekmek yapım sürecinin en zorlu aşamalarından biri olan hamur hazırlığı, gece yarısı saat 03.00 sularında başlıyor. 30 yıllık yufka ustası Hüsne Şimşek, bu geleneğin annelerinden miras kaldığını belirterek, un, su ve tuzun birleşimiyle ortaya çıkan lezzetin sırlarını paylaşıyor. Hamurun kıvamını tutturmak ve yufkaların daha yumuşak olmasını sağlamak için bazen çökelek suyu gibi doğal malzemelerden faydalandıklarını ifade eden Şimşek, sabah ezanıyla birlikte ekmekçilerin yer sofrasındaki yerini aldığını anlatıyor. Bir gün bir komşunun evinde, ertesi gün ise başka bir hanede toplanan kadınlar, ihtiyaç duyulan miktarda ekmeği el birliğiyle üretiyor. Ailesi kalabalık olan haneler için bu süreç iki gün sürebiliyor.
Yufka ekmeğin mutfaktaki vazgeçilmez yeri
Yaklaşık 40 yıldır yufka açan Satı Polat ise bu ekmeğin Yozgat mutfağındaki çok yönlü kullanımına dikkat çekiyor. Yufka ekmeğin sadece bir temel gıda maddesi olmadığını, aynı zamanda misafir ağırlarken de başköşede yer aldığını vurgulayan Polat, bu ekmekle yapılabilecek yemeklerin sınırının olmadığını belirtiyor. Pilavdan ot aşına, patlıcan yemeğinden omaç yapımına kadar pek çok farklı tarifte kullanılan yufkalar, isteğe göre içli olarak da hazırlanabiliyor. Çökelek ile birleştiğinde bambaşka bir lezzete dönüşen yufka, kızartılarak da tüketilebiliyor.
Uzaklardaki yakınlara gönderilen lezzet köprüsü
Hazırlanan yufkalar sadece köydeki hanelerin kışlık ihtiyacını karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda şehir dışında yaşayan aile bireylerine de ulaştırılıyor. Kurutulduktan sonra uzun süre tazeliğini koruyabilen bu ekmekler, kargolar aracılığıyla uzaklardaki yakınlara gönderilerek bir nevi lezzet köprüsü kuruyor. Geldikçe sulanarak gönderilen yufkalar, Yozgatlıların sofralarındaki yerini yıl boyunca korumaya devam ediyor. Sabah oturup akşam kalkılan bu yoğun çalışma temposu, sadece bir ekmek üretimi değil, aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan bir dayanışma kültürünün de en somut göstergesi olarak öne çıkıyor.