Havadis | Yozgat | Yozgatlı Agah Efendi’nin mirası evindeki kütüphanede hayat buluyor: Basın tarihinin ilkleri dijitalleşiyor

Yozgatlı Agah Efendi’nin mirası evindeki kütüphanede hayat buluyor: Basın tarihinin ilkleri dijitalleşiyor

Kırk yıllık kütüphanecilik kariyerini devasa bir arşivle taçlandıran Selahattin Öztürk, Türk basın tarihinin dönüm noktası Tercüman-ı Ahval’i Yozgat’a taşıyor. Öztürk, titizlikle topladığı 800 bin sayfalık dijital koleksiyonuyla bir dönemin izlerini gün yüzüne çıkarıyor.

Kırk yıllık kütüphanecilik kariyerini devasa bir arşivle taçlandıran Selahattin Öztürk, Türk basın tarihinin dönüm noktası Tercüman-ı Ahval’i Yozgat’a taşıyor. Öztürk, titizlikle topladığı 800 bin sayfalık dijital koleksiyonuyla bir dönemin izlerini gün yüzüne çıkarıyor.

Yozgatlı Agah Efendi’nin mirası evindeki kütüphanede hayat buluyor: Basın tarihinin ilkleri dijitalleşiyor
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Meslek hayatının kırk yılını kütüphanelerin tozlu rafları arasında, süreli yayınların sessiz dünyasında geçiren emekli kütüphaneci Selahattin Öztürk, bugünlerde oldukça iddialı bir kültürel misyonu sırtlanmış durumda. Yıllar boyunca edindiği tecrübeyi ve dijitalleştirme projelerindeki uzmanlığını, memleketi Yozgat’ın kültürel hafızasına katkı sağlamak için kullanmaya karar veren Öztürk, kendi evini adeta bir ihtisas kütüphanesine dönüştürdü. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan geniş bir yelpazede, yaklaşık 800 bin pozdan oluşan devasa bir gazete ve dergi arşivini şahsi imkanlarıyla bir araya getiren Öztürk, bu birikimin merkezine ise Türk basın tarihinin en önemli kilometre taşlarından biri olan Tercüman-ı Ahval Gazetesi’ni yerleştiriyor.

Basın tarihine yön veren bir isim: Agah Efendi

Selahattin Öztürk’ün çalışmalarının odağında, Yozgatlı köklü bir aile olan Çapanzadelerden gelen Agah Efendi yer alıyor. Agah Efendi’nin hayat hikayesini derinlemesine inceleyen Öztürk, onun tıp eğitimini yarıda bırakarak yabancı dil öğrenmeye yönelmesinin, aslında Türk basın tarihinin seyrini değiştiren bir karara dönüştüğünü vurguluyor. İngilizce ve Fransızcayı ana dili gibi öğrenen Agah Efendi, devlet bürokrasisindeki tercüme kalemlerinde edindiği tecrübeyi, Şinasi ile birlikte çıkardığı Tercüman-ı Ahval ile taçlandırdı. Şahıslar tarafından yayımlanan ilk özel Türkçe gazete olma unvanını taşıyan bu yayın, toplamda 792 sayı boyunca okuyucusuyla buluşarak basın hayatımızda yepyeni bir pencere açtı. Öztürk, bu tarihi yayının 790 sayısının dijital kopyasına halihazırda sahip olduğunu ve eksik kalan iki sayıyı da Ankara Milli Kütüphane’den temin ederek koleksiyonu tamamlamayı hedeflediğini belirtiyor.

Yıllar süren titiz bir arşivcilik serüveni

Kütüphanecilik mesleğinin ilk yirmi beş yılında süreli yayınlar biriminde görev alarak dijitalleştirme süreçlerinin mutfağında yetişen Öztürk, bu koleksiyonu oluştururken oldukça meşakkatli bir yol izledi. Farklı kütüphanelerdeki dijitalleştirme projelerinde aktif rol alırken, kurum sorumlularıyla kurduğu iletişim sayesinde birçok değerli belgeye erişim sağladı. Bazı kopyaları resmi taleplerle, bazılarını ise bizzat ücret ödeyerek arşivine katan Öztürk, özellikle 1999 depremi sonrasında Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ndeki süreçlerde büyük bir özveriyle çalıştığını ifade ediyor. Bugün evinde muhafaza ettiği bu dijital hazine, sadece bir gazete koleksiyonu değil, aynı zamanda bir dönemin toplumsal ve siyasi hafızasının dijital bir yansıması niteliğini taşıyor.

Yozgat Süreli Yayınlar Müzesi için geri sayım

Selahattin Öztürk’ün nihai hedefi, yıllarını vererek bir araya getirdiği bu kıymetli arşivi Yozgatlılarla buluşturmak. Kurulması planlanan Yozgat Süreli Yayınlar Müzesi’nde, dijital ortamda kullanıcıların hizmetine sunulacak olan bu koleksiyon, şehrin kültürel değerlerinin daha yakından tanınmasına olanak tanıyacak. Yozgat’ın yetiştirdiği önemli isimlerin ve onların ürettiği eserlerin, hemşerileri tarafından bilinirliğini artırmayı amaçlayan Öztürk, bu bilinçle Çare dergisinde Agah Efendi üzerine biyografik çalışmalar da yayımladı. Yaklaşık 3 bin 500 sayfadan oluşan Tercüman-ı Ahval’in tamamını dijital olarak erişilebilir kılmak, Öztürk için sadece bir mesleki tatmin değil, aynı zamanda memleketine karşı duyduğu bir vefa borcunun da ifadesi olarak öne çıkıyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız