Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesine hazırlanırken, kentin en hayati kaynağı olan suyun geleceği üzerine ciddi bir tartışma başlattı. Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde başlatılan Antalya Su Diyaloğu toplantıları, şehrin tarım, turizm ve sanayi gibi temel sektörlerinin su üzerindeki baskısını gözler önüne serdi. ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya'nın geleceğinin suyun geleceğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak, artık sadece mevcut su miktarını sorgulamanın yeterli olmadığını, asıl meselenin bu kaynağın ne kadar verimli kullanıldığı olduğunu belirtti. Çandır, suyun sadece bir sektörün sorunu olmadığını, tarımdan turizme kadar tüm yaşam alanlarını kapsayan ortak bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Turizmde su tüketimi ve sürdürülebilirlik krizi
Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail Öntaş, turizm sektöründeki su kullanım oranlarına dikkat çekerek çarpıcı bir gerçeği paylaştı. Türkiye genelinde kişi başı günlük su tüketimi ortalama 150 litre civarındayken, 5 yıldızlı otellerde bu miktarın 500 litrenin üzerine çıkabildiğini belirten Öntaş, turizmin sürdürülebilirliğinin su yönetimiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Öntaş, suyun sınırsız bir kaynak olmadığını hatırlatarak, kullanılan suyun yeniden değerlendirilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti. Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu ise iklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda hissedildiğini, Manavgat yangını ve Kumluca'daki sellerin bu değişimin somut kanıtları olduğunu söyledi. Belediye olarak daha az su tüketen bitki türlerine yöneldiklerini belirten Hacıoğlu, suyun ortak bir dert olduğunu dile getirdi.
Yeraltı sularında derinleşen risk ve altyapı yatırımları
ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, iklim değişikliğinin yağış rejimini bozduğunu ve betonlaşmanın yağmur sularının yeraltına sızmasını engellediğini belirtti. Antalya'nın içme suyu ihtiyacının büyük kısmının derin sondaj kuyularından karşılandığını ifade eden Gülebay, bazı bölgelerde su seviyesine ulaşmak için 300 metre derinliğe inmek zorunda kaldıklarını açıkladı. ASAT'ın kayıp-kaçak oranını yüzde 34,57'ye indirdiğini ve son 6 yılda 27 milyar liralık altyapı yatırımı yapıldığını belirten Gülebay, yeni kaynak arayışlarının tek başına çözüm olmadığını, mevcut suyun daha verimli kullanılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Hurma Atıksu Arıtma Tesisi'nden denize deşarj edilen günlük 750 bin metreküp suyun tarımda yeniden kullanılması için çalışmaların sürdüğünü müjdeledi.
Tarımda tuzluluk tehdidi ve sünger kent yaklaşımı
Antalya İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, tarımsal sulamada suyun miktarının yanı sıra kalitesinin de kritik olduğunu belirtti. Özellikle Demre, Kumluca, Finike ve Manavgat gibi bölgelerde artan tuzluluk baskısına dikkat çeken Irmak, Sulama Suyu Tuzluluk Risk Haritası oluşturma çalışmalarına başladıklarını duyurdu. Sera çatılarından yağmur suyu hasadı yapılması ve bu suyun kuyu suyuyla harmanlanarak kalitenin artırılması gerektiğini savunan Irmak, Antalya'nın doğal drenaj sistemi olan düdenlerin korunmasının ve kentin bir sünger kent yaklaşımıyla yağmur suyunu toprağa sızdırmasının önemini vurguladı. 23 Eylül'de düzenlenecek Antalya Su Zirvesi'nde tüm bu önerilerin bir eylem planına dönüştürülmesi hedefleniyor.