Türkiye sağlık turizmi sektöründe 2026 yılının ilk yarısı, nicelikten ziyade niteliğin ön plana çıktığı bir dönem olarak kayıtlara geçti. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla hasta sayısında bir azalma gözlemlense de, bu durum toplam gelir rakamlarına olumsuz yansımadı. Aksine, sağlık hizmeti almak için Türkiye'yi tercih eden turistlerin kişi başına yaptığı harcamalarda ciddi bir yükseliş kaydedildi. 2025 yılında ortalama 2 bin 200 dolar seviyesinde seyreden hasta başına gelir, 2026'nın ilk altı ayında 2 bin 600 dolar bandına yükselerek sektörün verimliliğini kanıtladı. 2025 yılının tamamında 1 milyon 399 bin kişiyi ağırlayan ve 3 milyar dolar gelir elde eden Türkiye, 2026'nın ilk yarısında 563 bin 327 sağlık turisti ile 1,58 milyar dolarlık bir hacme ulaştı. Bu rakam, geçen yılın toplam gelirinin yarısından fazlasının sadece altı ayda elde edildiğini gösteriyor.

Sektörel dengeler ve mevsimsel etkiler
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkan Başdanışmanı Elif Ural, sektörün mevcut durumunu değerlendirirken yaz aylarının getirdiği zorluklara dikkat çekti. Özellikle uçak biletleri ve konaklama maliyetlerindeki artışın, sağlık turizmi üzerinde belirleyici bir etkisi olduğunu ifade eden Ural, yaz döneminde yaşanan gelir dalgalanmalarının doğal bir süreç olduğunu belirtti. Ancak yılın geri kalanına dair beklentiler oldukça iyimser. Özellikle Eylül ayından Aralık ayına kadar olan sürecin, sağlık turizmi talebinin yeniden ivme kazanacağı kritik bir dönem olduğunu vurgulayan Ural, yılın son dört ayının sektör için çok daha hızlı ve verimli geçeceğini öngörüyor. 15 Kasım ile 30 Aralık tarihleri arasında sağlık turizmi hareketliliğinde belirgin bir artış yaşanması bekleniyor.

Antalya için yeni bir fırsat kapısı: COP31
İstanbul'dan sonra Türkiye'nin en fazla sağlık turisti çeken merkezi konumundaki Antalya, önümüzdeki süreçte büyük bir tanıtım fırsatı ile karşı karşıya. Kentin COP31 zirvesine ev sahipliği yapacak olması, sağlık turizmi açısından stratejik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Farklı ülkelerden gelecek bürokratların ve ziyaretçilerin Antalya'yı yakından tanıma fırsatı bulacağını belirten Elif Ural, bu zirvenin sadece çevresel değil, medikal turizm açısından da bir vitrin görevi göreceğini ifade etti. Şu an için dental hizmetlerin, yani diş sağlığı uygulamalarının Antalya'daki sağlık turizminin lokomotifi olduğunu belirten Ural, diş kliniklerinde yabancı hasta oranının yüzde 90 gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaştığını kaydetti. COP31 sayesinde, diş sağlığı dışındaki diğer medikal hizmetlerin de uluslararası arenada daha hızlı tanıtılması hedefleniyor.

2027 vizyonu: Rehabilitasyon ve esenlik odaklı büyüme
Sektörün geleceğine yönelik projeksiyonlar, sadece medikal müdahalelerle sınırlı kalmayacak bir büyüme stratejisine işaret ediyor. 2027 yılı itibarıyla Türkiye'nin sağlık turizmi portföyünde rehabilitasyon, longevity yani sağlıklı ve uzun yaşam ile esenlik merkezlerinin çok daha merkezi bir rol oynaması bekleniyor. Bakanlığın bu alandaki yeni dönem çalışmalarının sektöre büyük bir ivme kazandıracağını belirten uzmanlar, medikal turizmin sunduğu döviz girdisinin bu yeni alanlarla birlikte çok daha geniş bir tabana yayılacağını öngörüyor. Tatil turizmi ile sağlık hizmetlerinin entegre edildiği bu yeni model, Türkiye'nin küresel sağlık turizmi pazarındaki rekabet gücünü artırmayı ve daha yüksek katma değerli hizmetlerle sürdürülebilir bir büyüme sağlamayı hedefliyor.

