Antalya'nın dünyaca ünlü turistik ilçesi Kaş'ta çekilen son su altı görüntüleri, tatilcilerin ve deniz tutkunlarının karşı karşıya kaldığı görünmez bir tehlikeyi belgeledi. Halk Plajı'nda denize giren insanların, suyun hemen altında biriken yoğun plastik atık ve mikroplastik yığınlarının arasında yüzdüğü anlar, bölgedeki çevre kirliliğinin ulaştığı endişe verici seviyeyi ortaya koydu. Turkuaz suların derinliklerinde yüzen bu atıklar, sadece görsel bir kirlilik değil, aynı zamanda ciddi bir sağlık riski olarak değerlendiriliyor.

Yağışlar plastik atıkları denize taşıyor
Eski Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kirliliğin tesadüf olmadığını ve özellikle yağışlı havalarda tetiklendiğini vurguluyor. Adana bölgesinde etkili olan sağanak yağışların, açıkta depolanan plastik atıkları ve yasa dışı döküm alanlarındaki çöpleri sürükleyerek denize ulaştırdığını belirten Öztürk, bu atıkların Kaş Limanı'na kadar geniş bir alana yayıldığını ifade ediyor. Uzmanlar, sadece kıyılarda yapılan temizlik çalışmalarının bu devasa sorunu çözmeye yetmeyeceğini, kirliliğin kaynağında durdurulması gerektiğini savunuyor.

Sağlık için ciddi bir risk faktörü
Prof. Dr. Öztürk, plastik parçacıkların ve mikroplastiklerin bulunduğu sularda yüzmenin insan sağlığı açısından büyük riskler taşıdığına dikkat çekiyor. Yüzme sırasında ağız yoluyla bu parçacıkların yutulabileceğini belirten Öztürk, söz konusu atıkların hastalık yapıcı mikroorganizmaları taşıma potansiyeline sahip olduğunu hatırlatıyor. Özellikle çocuklar ve yaşlılar için daha hassas bir durum oluşturan bu kirlilik, sadece insanları değil, deniz ekosistemini de derinden etkiliyor. Balıkların plastik parçacıklarını besin sanarak yutması, sindirim sistemlerinde tıkanıklıklara ve beslenme bozukluklarına yol açarak besin zinciri üzerinden tüm canlıları tehdit ediyor.

Avrupa'nın plastik atık merkezi olma tehlikesi
Türkiye'nin yıllık plastik atık yönetimi konusundaki veriler de durumun ciddiyetini destekliyor. Ülkemizde yılda yaklaşık 4 milyon ton plastik atık oluşurken, Avrupa ülkelerinden yapılan ithalatın boyutları da dikkat çekiyor. Prof. Dr. Öztürk, geri dönüşüm tesislerinin AB normlarında denetlenmemesi durumunda Akdeniz'in plastik atıklarla dolmaya devam edeceğini ve bunun turizm sektörüne ağır bir darbe vuracağını belirtiyor. 2025 yılında aylık ortalama 42 bin ton seviyelerinde olan plastik atık ithalatının, gerekli önlemler alınmadığı takdirde Türkiye'yi Avrupa'nın plastik atık merkezi haline getirebileceği uyarısı yapılıyor. Konyaaltı ve Çıralı gibi diğer önemli kıyı bölgelerinde de benzer sorunların yaşandığını hatırlatan uzmanlar, kentsel ve endüstriyel atık suların yanı sıra terk edilmiş balıkçılık ekipmanlarının da deniz yaşamını yok ettiğini vurguluyor.