Antalya'nın Manavgat ilçesinde, M.S. 2. yüzyılda inşa edilen ve döneminin mühendislik harikası olarak kabul edilen tarihi su kemerleri, günümüzde ciddi bir yıkım süreciyle karşı karşıya bulunuyor. Oymapınar'daki Dumanlı Pınarı'ndan Side Antik Kenti'ne kadar uzanan bu görkemli su hattı, geçmişin izlerini taşıyan en önemli mimari yapılardan biri olmasına rağmen, gerekli koruma ve bakım çalışmalarından mahrum kalmış durumda. Tarih Araştırmacısı ve Yazar Mahmut Öz, bu eşsiz mirasın her geçen gün biraz daha tahrip olduğunu belirterek, yapının içinde bulunduğu içler acısı duruma dikkat çekiyor.
Mühendislik harikasından harabeye
Tarihsel süreç içerisinde, dönemin en yetenekli mimarları tarafından tasarlanan bu su yolu, düz platoların kemerlerle, dağlık alanların ise tünellerle geçildiği karmaşık ve etkileyici bir sistem üzerine kurulmuştu. Toplamda 40 kemer üzerine inşa edilen bu yapı, Side'nin su ihtiyacını karşılayarak kentin gelişiminde hayati bir rol oynamıştı. Ancak M.S. 7. yüzyılda meydana gelen büyük deprem, hem antik kentleri hem de bu devasa su kemerlerini ciddi şekilde etkileyerek yapının bütünlüğünü bozdu. Günümüzde ise bu tarihi miras, sadece doğal afetlerin değil, aynı zamanda ihmalin ve bakımsızlığın da kurbanı haline gelmiş durumda.
İhmal ve tahribatın izleri
Bölgedeki incelemelerini paylaşan Mahmut Öz, su kemerlerinin mevcut durumunun oldukça vahim olduğunu vurguluyor. Tünellerin doldurulduğu, havalandırma boşluklarının kırıldığı ve hatta bazı noktalara izinsiz inşaatlar yapıldığı gözlemleniyor. Tarihi dokunun bu şekilde zarar görmesi, bölgenin kültürel mirasına vurulan büyük bir darbe olarak nitelendiriliyor. Öz, bu eserlerin dünyanın başka bir ülkesinde bulunması halinde el üstünde tutulacağını ve turizmin gözde merkezlerinden biri haline getirileceğini belirterek, Türkiye'deki bu ilgisizliğin üzücü olduğunu ifade ediyor.
Geçmişin ihtişamı yeniden canlanabilir mi?
Tarihi mirasın kurtarılması için acil bir restorasyon çağrısında bulunan Mahmut Öz, su kemerlerinin restore edilerek Side Antik Kenti'ne yeniden su getirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu projenin hayata geçirilmesiyle birlikte, geçmişin muhteşem günlerinin yeniden canlandırılabileceği ve bölgenin turizm potansiyelinin ciddi oranda artacağı öngörülüyor. Tarihi yapıların sadece birer taş yığını olarak görülmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, bu tür eserlerin korunarak gelecek nesillere aktarılmasının bir zorunluluk olduğunu hatırlatıyor. Side'nin su yolunun eski ihtişamına kavuşması, hem bölge halkı hem de tarih meraklıları için büyük bir kazanım olacaktır.