İddialara göre, 15 Aralık 2025 tarihinde okulda baygınlık geçiren İsa A.M.’nin kolundaki kesik izleri, acil müdahale ekiplerinin dikkatinden kaçmadı. Sağlık görevlilerinin "İntihar etmeyi düşünüyor musun?" sorusuna "Evet" yanıtını veren saldırgan, derhal hastaneye sevk edildi. Hazırlanan vaka formunda "kasıtlı kendine zarar verme" ve "disosiyatif bozukluk" ön tanıları yer alırken, durumun emniyet birimlerine de bildirildiği öne sürüldü. Ancak tüm bu resmi kayıtlara rağmen, saldırgan hakkında herhangi bir rehabilitasyon veya etkin bir takip süreci işletilmediği ortaya çıktı.
Psikolojik destek süreci yetersiz kaldı
Saldırganın, olay öncesinde emniyet bünyesindeki bir psikologla beş kez görüştüğü tespit edildi. TBMM bünyesindeki araştırma komisyonunda ifade veren psikolog, öğrencinin kendisine sadece "sınav kaygısı" şikayetiyle getirildiğini ve psikiyatrik değerlendirme yapılması gerektiğini raporladığını belirtti. Ne var ki, bu öneri hayata geçirilmedi ve İsa A.M. kapsamlı bir tedavi sürecine dahil edilmedi.
Dijital dünyada karanlık izler
Soruşturma derinleştikçe saldırganın dijital ayak izleri de gün yüzüne çıkıyor. İsa A.M.’nin olaydan kısa süre önce İngilizce bir "manifesto" kaleme aldığı, bu metinde çeşitli saldırılara atıfta bulunduğu ve mühimmat detaylarına yer verdiği belirlendi. Failin çevrim içi platformlar üzerinden bazı kişilerle iletişim kurduğunun saptanması üzerine, uluslararası adli iş birliği süreçleri başlatıldı.
Cenaze sürecinde tehdit skandalı
Saldırının ardından yaşanan bir diğer vahim gelişme ise hayatını kaybeden bir öğrencinin ailesine gönderilen tehdit mesajları oldu. Manisa’da yakalanarak tutuklanan bir şahsın, "C31K" kodlu bir Telegram kanalıyla bağlantılı olduğu iddia edildi. Öte yandan, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki benzer bir okul saldırısı da komisyon gündemine taşındı. Yetkililerin, şüpheli öğrencinin evine gidilip gidilmediği konusundaki çelişkili beyanları ise güvenlik zafiyeti tartışmalarını yeniden alevlendirdi.