Arılar kovandan çıkamadı, sofraların vazgeçilmezi tehlikeye girdi: Üreticilerden iklim alarmı
İklim krizinin gölgesinde kalan arıcılık sektörü, mevsim normallerini altüst eden aşırı yağışlar nedeniyle büyük bir verim kaybıyla karşı karşıya. Uzmanlar, üretimin devamlılığı için meteorolojik veriye dayalı acil destek modellerinin devreye alınması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye’de arıcılık sektörü, son dönemde iklim değişikliğinin yıkıcı etkileriyle mücadele ediyor. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden yağışlar ve değişen hava koşulları, sadece bal miktarını düşürmekle kalmadı, aynı zamanda arı kolonilerinin gelişimini de sekteye uğrattı.
Bölgesel üretim krizleri derinleşiyor
Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Başkan Yardımcısı Kazım Doğan, 2026 üretim sezonunun iklimsel engellerle geçtiğini belirtti. Akdeniz Bölgesi'nde bahar aylarında yaşanan yoğun yağışların sezon başlangıcını olumsuz etkilediğini ifade eden Doğan, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde ise kritik dönemlerdeki yağışların arıların uçuş faaliyetlerini durma noktasına getirdiğini açıkladı.
Yağışlı hava, arıların nektar toplama kapasitesini doğrudan kısıtlıyor. Uzun süreli yağışlar sırasında kovandan çıkamayan arılar, güneşlenme süresinin azalmasıyla birlikte bitkilerin nektar kalitesinin düşmesi sonucu ciddi bir besin yetersizliği yaşıyor.
Maliyetler artarken verim düşüyor
Doğan, iklimsel zorlukların sadece ürün kaybına yol açmadığını, aynı zamanda bakım ve besleme maliyetlerini de yukarı çektiğini belirtti. Arıların rüzgar ve yağış gibi faktörlerden doğrudan etkilendiğini hatırlatan sektör temsilcisi, "Bitkilerin nektar salgısı azaldığında ve arılar uçuş yapamadığında, koloni gücü zayıflıyor. Bu durum, bal veriminde telafisi zor kayıplara neden oluyor" değerlendirmesinde bulundu.
Erken uyarı ve bilimsel destek şart
Sektörün geleceğini korumak adına yeni bir yol haritası çizen TAB, iklim değişikliğine uyum sağlayacak bilimsel çalışmaların hızlandırılmasını talep ediyor. Üreticilerin meteorolojik tahminleri bir rehber olarak kullanması gerektiğini belirten Doğan, şu kritik önerilerde bulundu:
Arılıkların rüzgardan korunaklı bölgelere taşınması,
Kolonilerin düzenli sağlık ve stok kontrollerinin yapılması,
Gerektiğinde destek beslemesi ile kolonilerin ayakta tutulması.
Doğan, "Doğaya tam bağımlı bir sektör olduğumuz için iklim risklerini yönetmek zorundayız. Erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve üreticilerimizin hava durumu verilerine göre desteklenmesi, sektörün sürdürülebilirliği için hayati bir zorunluluktur" diyerek sözlerini noktaladı.