Türkiye’nin hafızasına kazınan 17 Ağustos 1999 depremi, Eskişehir’de tek bir binayı yerle bir etti. Tepebaşı’ndaki Tarhan Apartmanı’nın çökmesiyle 33 kişi hayatını kaybederken, enkaz altında kalan Meral Şurabatır hayata tutunmayı başardı.
27 yıl önce yaşanan o gece, Şurabatır için sadece bir doğal afet değil, sevdiklerini kaybettiği bir dönüm noktası oldu. Şimdi 42 yaşında olan Şurabatır, o gün 16 yaşında bir genç kızken yaşadığı çaresizliği ve kurtarılma anını tüm çıplaklığıyla paylaştı.
ENKAZ ALTINDA 20 SAATLİK YAŞAM MÜCADELESİ
Meral Şurabatır, deprem anını ve sonrasını şöyle anlatıyor: "Binanın yıkıldığını teyzemden öğrendim. Üzerime dolap devrildiğini sanıyordum ama aslında sekiz katlı binanın dördüncü katındaydık. İlk saatlerde dışarıdan gelen çığlıklar zamanla kesildi. İnsanların teker teker öldüğünü anladım. İçeride zaman kavramı yoktu, sadece kapkaranlık bir boşluk ve nefes alma çabası vardı. 20 saat bana 20 yıl gibi geldi."
Şurabatır, kurtarılma anını ise "Kepçe sesini duyduğumda umutlandım. Bir kurtarma görevlisi elimi tuttuğunda yaşadığımı anladım. Ancak teyzem ve ağabeyim aynı şansa sahip değildi" sözleriyle tarif ediyor.
DEPREMİN ŞEHİRDEKİ İZLERİ
Tarhan Apartmanı’nın bulunduğu nokta, uzun yıllar bir anıt görevi görerek acıyı taze tuttu. Bugün o arsada yeni bir apartman yükseliyor ve hayat akıp gidiyor. Ancak Şurabatır gibi o geceyi yaşayanlar için Sivrihisar-1 Caddesi hala geçilmesi zor bir hat.
Şurabatır, yaşadıklarının unutulmasına sitem ederek, "Ateş düştüğü yeri yakar. Bazıları bugün 17 Ağustos dendiğinde neden bahsedildiğini bile bilmiyor. Bizim içinse her ağustos ayı, o karanlık saatlerin tekrarı gibi" diyor. Eskişehir'de o dönem görev yapan esnaflar da enkazın başında yaşadıkları çaresizliği ve toz duman içindeki o korkunç manzarayı hala unutamıyor.