Yeni eğitim ve öğretim yılının kapılarını aralamasıyla birlikte, binlerce öğrenci için okul rutinine dönüş süreci resmen başladı. Ancak bu geçiş dönemi, sadece ders kitapları ve kırtasiye malzemeleriyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda çocuklar için yeni bir sosyal çevre, farklı bir düzen ve beraberinde gelen belirsizlikleri de beraberinde getiriyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Klinik Psikoloğu Selin Seda Koçakgöl, okulun ilk günlerinde çocuklarda sıkça gözlemlenen huzursuzluk, okula gitmek istememe ve yoğun kaygı gibi durumların aslında oldukça doğal tepkiler olduğunu vurguluyor. Koçakgöl, ebeveynlerin bu süreci doğru bir yaklaşımla yöneterek çocuklarının okula uyumunu çok daha sağlıklı bir zemine oturtabileceklerini ifade ediyor.
Duyguları anlamak ve alan açmak
Çocukların okula karşı gösterdiği direnci sadece bir inatlaşma olarak görmemek gerektiğini belirten Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, ebeveynlere önemli uyarılarda bulunuyor. Çocuğun yaşadığı kaygıyı 'korkacak bir şey yok' gibi ifadelerle geçiştirmenin veya küçümsemenin, çocuğun kendini yalnız hissetmesine yol açabileceğini belirtiyor. Bunun yerine, çocuğun duygularını ifade etmesine izin verilmesi ve ebeveynin bu duyguları anladığını hissettirmesi, güven bağını güçlendiriyor. Çocuğun duygusuna alan açmak, onun okul ortamına karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarını yumuşatarak uyum sürecini destekleyen en temel adımlardan biri olarak öne çıkıyor.
Güven veren rutinler ve vedalaşma sanatı
Uyum sürecinin en önemli parçalarından biri de evdeki düzenin yeniden yapılandırılmasıdır. Çocuklar için öngörülebilir bir yaşam, kaygıyı azaltan en büyük unsurdur. Klinik Psikolog Koçakgöl, uyku saatlerinin düzenlenmesi, beslenme alışkanlıklarının okul saatlerine göre ayarlanması ve okul çantasının çocukla birlikte hazırlanması gibi rutinlerin, çocuğa kontrol duygusu verdiğini belirtiyor. Ayrıca okul kapısındaki vedalaşma anlarının da süreci doğrudan etkilediğini ifade eden Koçakgöl, vedalaşmaların kısa, net ve güven verici olması gerektiğini vurguluyor. Ebeveynin sakin ve kararlı duruşu, çocuğun okulda güvende olduğu mesajını pekiştiriyor.
Kıyaslamadan uzak, bireysel destek
Her çocuğun gelişimsel hızı ve sosyal uyum becerisi birbirinden farklılık gösterir. Bazı çocuklar okul ortamına birkaç gün içinde adapte olabilirken, bazıları için bu süreç haftalar sürebilir. Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, bu noktada ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan birinin çocukları arkadaşları veya kardeşleriyle kıyaslamak olduğunu belirtiyor. Kıyaslama yapmak yerine, çocuğun kendi ihtiyaçlarına odaklanmak ve ona bireysel bir destek sunmak, özgüvenini korumasına yardımcı olur. Ancak tüm bu çabalara rağmen okula yönelik yoğun kaygı uzun süre devam ederse, çocuğun günlük yaşamı ciddi şekilde aksarsa veya fiziksel belirtiler artış gösterirse, mutlaka bir uzmandan profesyonel destek alınması gerektiği hatırlatılıyor.