İstanbul’un bitmek bilmeyen enerjisini, sokakların gizli kalmış tezatlıklarını ve insan ruhunun en saf hallerini otuz beş yıl boyunca objektifine hapseden Mustafa Seven, şimdi bu birikimini Londra’nın sanat sahnesine taşıyor. Sanatçının binlerce kare arasından özenle seçtiği altmış fotoğraftan oluşan özel koleksiyon, 12-26 Eylül tarihleri arasında Lower Crapton semtinde bulunan Versus Sanat Galerisi’nde sergilenecek. Nilay İşlek’in organizasyonunu üstlendiği bu sergide, dokuzu renkli olmak üzere toplam elli bir siyah beyaz fotoğraf yer alıyor. İstanbul’un sadece bir şehir değil, farklı hayatların ve zamanların kesiştiği canlı bir organizma olduğunu vurgulayan bu çalışma, izleyicilere kentin arka planından ziyade, toplumsal mekanların nasıl yeniden inşa edildiğini göstermeyi amaçlıyor.
Kelimelerin ötesinde bir karşılaşma alanı
Serginin ismi olan Nasip, İngiltere’deki sanatseverler için Rastlantısal Karşılaşmalar olarak tanıtılsa da, orijinal ismi korunarak evrensel bir anlam katmanı oluşturuluyor. Mustafa Seven, bu tercihi şu sözlerle açıklıyor: Nasip kelimesinin İngilizcede tam bir karşılığı yok. Fate, chance veya serendipity gibi kavramlar bu anlamın sadece bir kısmını karşılıyor. Oysa Nasip; ihtimal, zamanlama ve insanın kontrolü dışında gelişen şartların bir araya gelmesini ifade ediyor. Fotoğrafçılık kariyerine muhabirlikle başlayan Seven, şehir hayatının çoğu zaman fark edilmeden geçen ilişkilerini görünür kılmanın peşinde olduğunu belirtiyor. Onun objektifinde sokaklar, meydanlar ve vapurlar, sadece birer dekor değil, insanların gündelik hareketleriyle şekillenen canlı birer sahneye dönüşüyor.
Bakmak ile görmek arasındaki ince çizgi
Serginin temel felsefesi, kent yaşamında her gün maruz kaldığımız binlerce görüntü arasından hangilerinin gerçekten görünür hale geldiği sorusu üzerine kurulu. Mustafa Seven’in pratiği, gündelik hayatın olağan akışında gözden kaçan anları yakalayarak fotoğrafı sadece bir kayıt aracı olmaktan çıkarıyor. Bu yaklaşım, fotoğrafçının dikkatinin, zamanın ve rastlantının kesiştiği bir karşılaşma alanı yaratıyor. Dr. Nilay İşlek, bu durumu bir karşılaşmanın rastlantı olabileceğini ancak onu fark etmenin bambaşka bir bilinç düzeyi gerektirdiğini ifade ederek, serginin tam da bu farkındalık anında ortaya çıktığını vurguluyor.
Evrensel bir şehir hikayesi
Londra’nın kozmopolit yapısı, serginin uluslararası yolculuğuna başlaması için oldukça anlamlı bir zemin sunuyor. İstanbul gibi farklı kültürlerin, göç hikayelerinin ve yaşam deneyimlerinin iç içe geçtiği Londra, Nasip sergisinin taşıdığı evrensel sorular için ideal bir buluşma noktası. Londonist DMC, Impervia Group ve Dilara Arslan’ın sponsorluğunda gerçekleşen bu sergi, izleyiciyi sadece İstanbul’a bakmaya değil, aynı zamanda başkalarıyla birlikte var olmanın ne anlama geldiğini yeniden düşünmeye davet ediyor. İstanbul’un yoğun ve katmanlı kamusal yaşamından doğan bu kareler, fotoğrafın farklı coğrafyalar arasında yeni karşılaşmalar üretme potansiyelini de gözler önüne seriyor.