Yapay zeka çağında dijital tehditler her geçen gün artarken, Türkiye dahil dört Türk devletinden uzmanlar İstinye Üniversitesi’nde bir araya geldi. 25-27 Haziran tarihlerinde düzenlenen ICCSDFAI 2026 Konferansı, siber saldırılara karşı ülkelerin nasıl ortak hareket edebileceğini masaya yatırıyor.
Siber güvenliğin bir teknik meseleden ziyade, devletler arası koordinasyon gerektiren bir güvenlik sorunu olduğu vurgulanıyor. Akademisyenler ve sektör temsilcileri, yapay zekanın sunduğu fırsatları kullanırken, karşı karşıya kalınan risklerin ancak ortak bir iş birliğiyle yönetilebileceği görüşünde birleşiyor.
Ortak savunma hattı önerisi
Paneldeki uzmanlar, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ülkelerin ortak bir siber güvenlik platformu kurmasını öneriyor. Özellikle Kazakistan'da siber suç kaynaklı kayıpların son bir yılda 29 kat artması, bölgesel iş birliğinin ne kadar acil olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, "Siber tehditler sınır tanımıyorsa, savunma da sınır tanımamalı" diyerek ortak tatbikatlar ve tehdit istihbaratı paylaşımı çağrısı yapıyor.
İş dünyası için yeni riskler
İstanbul Ticaret Odası temsilcileri, dijitalleşen şirketlerin güvenliğinin sadece teknik değil, davranışsal bir süreç olduğunu hatırlatıyor. Türkiye’deki yapay zeka şirketi sayısının 2000 yılındaki 5 seviyesinden bugün 1.195’e çıkması büyük bir potansiyel barındırıyor. Ancak bu büyüme, doğru bir güvenlik kültürüyle desteklenmezse ciddi açıkları da beraberinde getiriyor. Konferans, siber direnci artırmak için mühendislikten kamu yönetimine kadar geniş bir yelpazede strateji geliştirmeyi hedefliyor.
Bundan sonra ne olacak?
Konferansın sonuç bildirisinin, Ekim ayında düzenlenecek ISCTürkiye 2026'da "Türk Siber Güvenlik İttifakı" için somut bir yol haritasına dönüşmesi bekleniyor. Ülkeler, ulusal stratejilerini bu yeni bölgesel güvenlik çerçevesine ne kadar uyarlayacak? Bu sorunun yanıtı, önümüzdeki aylarda atılacak adımlarla netleşecek.