Havadis | İstanbul | Unutkanlık sadece bir sonuç: Alzheimer aslında 20 yıl önce başlıyor

Unutkanlık sadece bir sonuç: Alzheimer aslında 20 yıl önce başlıyor

Alzheimer hastalığının sanılanın aksine unutkanlıktan çok daha önce beyinde sessizce ilerlediğini belirten uzmanlar, erken teşhisin ve yaşam tarzı değişikliklerinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Alzheimer hastalığının sanılanın aksine unutkanlıktan çok daha önce beyinde sessizce ilerlediğini belirten uzmanlar, erken teşhisin ve yaşam tarzı değişikliklerinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Unutkanlık sadece bir sonuç: Alzheimer aslında 20 yıl önce başlıyor
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Toplumun büyük bir kesimi tarafından sadece yaşlılığın doğal bir parçası veya basit bir unutkanlık sorunu olarak görülen Alzheimer hastalığı, aslında çok daha derin ve sinsi bir biyolojik sürecin ürünü. Medicana Çamlıca Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Hilal Taştekin Toz, hastalığın klinik belirtilerinin ortaya çıkmasından yaklaşık 15 ila 20 yıl önce beyinde sessizce başladığını ifade ediyor. Bu durum, hastaların belirgin hafıza kayıpları yaşamaya başlamadan çok önce, beyin dokusunda geri dönüşü zor biyolojik değişimlerin tetiklendiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, bugün unutkanlık olarak adlandırdığımız tablo, aslında yıllardır süregelen bir sürecin nihai sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

Tanıda devrim: Biyobelirteçlerin gücü

Modern tıp, Alzheimer ile mücadelede artık sadece hastanın şikayetlerine odaklanmak yerine, hastalığın biyolojik izlerini sürmeye başladı. 2024 yılında güncellenen uluslararası tanı kriterleri, bu alanda yeni bir dönemin kapılarını araladı. Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, artık klinik belirtileri beklemeden amiloid PET görüntülemeleri, beyin omurilik sıvısı analizleri ve özellikle p-tau 217 temelli kan plazması biyobelirteçleri sayesinde hastalığın çok daha erken evrelerde tespit edilebildiğini belirtiyor. Bu teknolojik gelişmeler, Alzheimer'ın diğer demans türlerinden ayırt edilmesini kolaylaştırırken, gelecekte uygulanacak kişiye özel tedavi yöntemlerinin de temelini oluşturuyor. Hastalığa bakış açısı, belirtileri yönetmekten ziyade, biyolojik süreci erkenden yakalamaya doğru evriliyor.

İlerleme hızını yavaşlatan yeni nesil tedaviler

Tedavi dünyasında son yıllarda yaşanan en heyecan verici gelişmelerden biri, amiloid beta proteinini hedef alan monoklonal antikor tedavileri olarak öne çıkıyor. Bu ilaçlar, uygun hastalarda beyindeki amiloid yükünü azaltarak hastalığın ilerleme hızını yavaşlatma potansiyeline sahip. Ancak Uzm. Dr. Toz, bu tedavilerin her hasta için uygun olmadığını ve ciddi bir takip gerektirdiğini hatırlatıyor. Beyin ödemi veya mikrokanama gibi yan etkiler nedeniyle bu tür uygulamaların mutlaka deneyimli merkezlerde, düzenli MR takibi ve biyobelirteç doğrulaması ile yapılması şart. Türkiye'de henüz rutin klinik kullanımda olmasa da bu çalışmalar, gelecekteki tedavi stratejileri için umut verici bir dönüm noktası niteliğinde.

Kontrol edilebilir riskler ve yaşam tarzı

Alzheimer riskini artıran faktörlerin bir kısmı genetik ve yaş gibi değiştirilemez olsa da, büyük bir bölümü yaşam tarzı seçimleriyle doğrudan ilişkili. Hipertansiyon, diyabet, obezite, sigara kullanımı, sosyal izolasyon ve kafa travmaları gibi kontrol edilebilir risk faktörleri, beyin sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, beyin sağlığını korumanın genç yaşlardan itibaren bir yaşam biçimi haline getirilmesi gerektiğini vurguluyor. Akdeniz tipi beslenme, düzenli fiziksel egzersiz, kaliteli uyku ve zihinsel aktivite, bu sinsi hastalıkla mücadelede en güçlü savunma mekanizmalarımız arasında yer alıyor. Ayrıca, işitme kaybının erken dönemde tedavi edilmesi ve hatta zona aşısı gibi güncel koruyucu yaklaşımların hekim kontrolünde değerlendirilmesi, demans riskini azaltmada etkili olabilir.

Hangi unutkanlıklar alarm veriyor?

Her unutkanlık Alzheimer belirtisi değildir; ancak bazı durumlar yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak geçiştirilmemelidir. Uzm. Dr. Toz, yeni şeyler öğrenmekte zorlanma, aynı soruları sürekli tekrarlama, para hesabı yaparken yaşanan güçlükler, iyi bilinen yerlerde yönünü şaşırma veya kişilik değişimleri gibi belirtilerin mutlaka bir nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Erken tanı, sadece hastanın değil, hasta yakınlarının da yaşam kalitesini korumak adına atılabilecek en kritik adımdır. Bugün hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi olmasa da, erken teşhis ve koruyucu yaklaşımlar sayesinde hastalığın seyri önemli ölçüde yavaşlatılabiliyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız