İzmir, ani gelişen sağlık krizlerine karşı daha dirençli bir kent olma yolunda önemli bir adım atıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, hastane dışında meydana gelen ani kalp durması vakalarında, profesyonel sağlık ekipleri olay yerine ulaşana kadar geçen kritik dakikaları değerlendirmek amacıyla kapsamlı bir projeyi hayata geçirdi. Halk arasında şok cihazı olarak bilinen Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazları, kentin en yoğun kullanılan noktalarına yerleştirilmeye başlandı. Bu cihazlar, sadece profesyonellerin değil, temel bir eğitimle vatandaşların da kullanabileceği şekilde tasarlandı.
Stratejik noktalar belirlendi
Projenin temelinde, geçmiş yıllarda yaşanan hastane dışı kalp durması vakalarının analiz edildiği bir yoğunluk haritası yatıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, cihazların yerleştirileceği lokasyonların rastgele seçilmediğini, veriye dayalı bir planlama yapıldığını vurguladı. Metro ve İZBAN istasyonları, aktarma merkezleri, iskeleler ve ana arterler gibi insan trafiğinin en yoğun olduğu bölgeler önceliklendirildi. İlk etapta 30 cihazın kurulumu tamamlanırken, Sağlık Bakanlığı tarafından daha önce yerleştirilen 20 cihazla birlikte İzmir genelindeki toplam OED sayısı 50’ye ulaşmış olacak.
Adım adım rehberlik eden teknoloji
OED cihazlarının en büyük avantajı, kullanıcıya sunduğu rehberlik hizmetidir. Cihaz, hastanın kalp ritmini otomatik olarak analiz ederek elektriksel şokun gerekli olup olmadığına karar veriyor. Müdahaleyi yapan kişiye sesli ve görsel komutlarla aşama aşama yol gösteren bu teknoloji, panik anında doğru müdahalenin yapılmasını sağlıyor. Doç. Dr. Başak Bayram, ambulansların olay yerine ulaşmasının ortalama 7,5 dakika sürdüğünü belirterek, bu sürenin hayatta kalma şansı için belirleyici olduğunu ifade etti. Erken saptama, 112 acil çağrı merkezinin hızlı aktivasyonu ve bu cihazların kullanımı, sağ kalım oranlarını doğrudan etkileyen faktörler olarak öne çıkıyor.
Hedef sağ kalım oranlarını yükseltmek
Dünya genelinde hastane dışı kalp durmalarında sağ kalım oranı yüzde 8 ile 10 arasında değişirken, Türkiye’de bu oran yüzde 4,4 seviyesinde seyrediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu girişimi, söz konusu oranı önümüzdeki birkaç yıl içinde yüzde 8’in üzerine, hatta ideal seviye olan yüzde 15’lere taşımayı hedefliyor. Sağlık camiası, bu cihazların yaygınlaşmasının toplumsal bir bilinçle desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. İzmirliler ise uygulamayı memnuniyetle karşılıyor. Montaj çalışmaları sırasında cihazları inceleyen vatandaşlar, özellikle kalabalık alanlarda bu tür bir donanımın bulunmasının, tansiyon veya kalp rahatsızlığı olan bireyler için büyük bir güvence olduğunu belirtiyor. Can kurtarmanın en öncelikli hizmet olduğunu vurgulayan bölge sakinleri, belediyenin bu projesinin hayat kurtarıcı bir dokunuş olacağını ifade ediyor.