Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin en çok konuşulan isimlerinden biri olan Abdullah Çatlı'nın hayat hikayesi, beyaz perdedeki yolculuğuna devam ediyor. 1996 yılında Balıkesir'in Susurluk ilçesinde yaşanan elim trafik kazasıyla aramızdan ayrılan Çatlı'nın yaşamını merkezine alan ve yönetmen koltuğunda Deniz Enyüksek'in oturduğu Çatlı 2 filmi, izleyiciyle buluştu. Filmin özel gösterimi için tercih edilen adres ise Kayseri oldu. Kayserili vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği galaya, Abdullah Çatlı'nın kızları Selcen Çatlı ve Gökçen Çatlı'nın yanı sıra Milliyetçi Hareket Partisi Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın da katılım sağladı.
Mücadelenin beyaz perdeye yansıması
Galada söz alan Selcen Çatlı, Kayseri halkının gösterdiği teveccühe teşekkür ederek konuşmasına başladı. İlk filmin gördüğü büyük ilginin ardından serinin ikinci halkasının vizyona girmesinden duydukları memnuniyeti dile getiren Selcen Çatlı, babalarının aziz hatırasını yaşatmak adına bu projeyi hayata geçirdiklerini belirtti. Filmde sadece babasının değil, aynı zamanda ülkücü camianın ve bu camiaya mensup ailelerin geçmişte verdikleri büyük mücadelenin ve yaptıkları fedakarlıkların işlendiğini ifade etti. Selcen Çatlı, iki saatlik bir sürenin, yıllara yayılan devasa bir mücadelenin ancak küçük bir kesitini yansıtabileceğine dikkat çekerek, izleyicilere iyi seyirler diledi.
Çocukluktan gelen ağır sorumluluk
Etkinlikte duygularını paylaşan Gökçen Çatlı ise, hayatlarının her döneminin bir mücadele içerisinde geçtiğini vurguladı. Çocukluk yıllarından itibaren yaşadıkları zorlukların ve karşılaştıkları sorunların bilincinde olduklarını belirten Gökçen Çatlı, babasının kendilerini korumak adına bu durumları bir oyun gibi yansıtmaya çalıştığını ancak kendilerinin gerçeğin farkında olduklarını dile getirdi. Mazlum bir duruş sergilediklerini ve yaşadıkları sıkıntıları her zaman küçülterek anlatmayı tercih ettiklerini söyleyen Çatlı, filmde yer alan bazı sahnelerin gerçek hayatta çok daha uzun ve zorlu süreçleri kapsadığını hatırlattı.
Tarihe not düşme sorumluluğu
Filmde yer alan ev baskını gibi sahnelerin gerçekte saatlerce sürdüğünü, ancak sinematografik zorunluluklar nedeniyle bu anların birkaç dakikaya sığdırıldığını belirten Gökçen Çatlı, anlatılmayan daha nice yaşanmışlık olduğunu ifade etti. Bu projeleri bir drama yaratmak amacıyla değil, tarih yazıcılığı ve görsel hafıza oluşturma sorumluluğuyla gerçekleştirdiklerini belirten Çatlı, tarihin tekerrürden ibaret olduğu gerçeğinden hareketle, yaşananların gelecek nesillere aktarılmasının bir zorunluluk olduğunu sözlerine ekledi. Vatan sağ olsun diyerek konuşmasını noktalayan Çatlı, bu tür yapımların toplumsal hafızadaki yerinin önemine vurgu yaptı.