Kayseri'nin Talas ilçesinde yaşayan 72 yaşındaki Eyüp Akkaya, yarım asırlık mobilya dekorasyon ustalığını emeklilik döneminde bambaşka bir boyuta taşıdı. Yıllarını ahşaba şekil vererek geçiren Akkaya, bugünlerde Türkiye'nin dört bir yanındaki tarihi yapıların minyatürlerini büyük bir titizlikle inşa ediyor. Emekli olduktan sonra boş vakitlerini değerlendirmek amacıyla başladığı bu hobi, zamanla onun için bir tutkuya dönüştü. Akkaya, beğendiği tarihi binaları önce yerinde ziyaret ederek dört bir yandan fotoğraflıyor, ardından bu görselleri kılavuz alarak gerçeğine sadık minyatürler ortaya çıkarıyor.

Fotoğraflardan Yükselen Tarihi Eserler
Bir maketin tamamlanması, yapının karmaşıklığına göre 15 gün ile 1,5 ay arasında değişen bir süreci kapsıyor. Çalışmalarına kağıt üzerinde ölçekli çizimler yaparak başlayan Akkaya, ardından kesme, biçme, oyma ve yapıştırma aşamalarına geçiyor. Özellikle inşaat sektöründe gaz beton olarak bilinen ytong malzemesini kullanmayı tercih eden usta, bu malzemenin oldukça nazik ve işlenmesi zor bir yapıya sahip olduğunu belirtiyor. Dikkatli olunmadığı takdirde kolayca kırılabilen veya hatalı yapıştırıldığında geri dönüşü olmayan bu malzeme, Akkaya'nın 50 yıllık tecrübesiyle adeta bir sanat eserine dönüşüyor. Kayseri Lisesi'nden tarihi tren garına, Talas'taki bağ evlerinden ünlü dizilere konu olan konaklara kadar pek çok yapıyı ahşap ve taşın estetiğiyle yeniden yorumluyor.

Ticari Kaygıdan Uzak Bir Miras Arayışı
Türkiye genelinde 22 farklı caminin ahşap işçiliğine imza atmış olan Eyüp Akkaya, bu minyatürleri herhangi bir ticari beklenti gütmeden, tamamen hobi amaçlı üretiyor. Çevresinden gelen yoğun ilgiye ve hediye taleplerine rağmen eserlerini elinde tutmayı tercih eden Akkaya, bu minyatürleri çocuklarına ve torunlarına bırakacağı kıymetli birer hatıra olarak görüyor. Yeni neslin bu tür el sanatlarına olan ilgisizliğinden duyduğu üzüntüyü dile getiren usta, kendi emeğiyle ortaya koyduğu bu eserlerin aile mirası olarak korunmasını arzuluyor.

Emeklilikte Sağlıklı Bir Uğraş
Yaklaşık 12 yıldır bu sanatla uğraşan Akkaya, emekli olan yaşıtlarına da benzer hobiler edinmeleri konusunda tavsiyelerde bulunuyor. Kahvehane köşelerinde vakit geçirmek yerine üretmenin, zihni ve bedeni dinç tuttuğunu vurgulayan Akkaya, günde 3-4 saatini ayırdığı bu uğraşın kendisine büyük bir huzur verdiğini ifade ediyor. Küçük ölçekli yapıları 15-20 günde bitirebildiğini belirten usta, yaşının getirdiği yorgunluğa rağmen, ortaya çıkan her yeni eserin verdiği mutluluğun paha biçilemez olduğunu belirtiyor. Akkaya'nın atölyesinde hayat bulan bu minyatürler, sadece birer maket değil, aynı zamanda bir ustanın geçmişten geleceğe taşıdığı sabır ve estetik dolu bir hikayeyi temsil ediyor.




