Çocukların suça sürüklenmesi sadece bireysel bir tercih değil; aile, çevre ve biyolojik faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir süreç. Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yeliz Kındap Tepe, ceza odaklı yaklaşımların ötesine geçilmesi gerektiğini vurguluyor.

SUÇUN ARDINDAKİ GERÇEK RİSKLER
Çocuk ve ergenlerde suça yönelim genellikle tek bir nedene dayanmıyor. Ebeveyn denetiminin zayıf olduğu ailelerde suç davranışı 2-3 kat daha fazla görülüyor. İhmal, şiddet ve tutarsız disiplin yöntemleri, çocuğu suça iten en büyük tetikleyiciler arasında. Yoksulluk tek başına belirleyici olmasa da, diğer sosyal sorunlarla birleştiğinde suça giden yolu hızlandırıyor. Özellikle 10-11 yaş gibi beyin gelişiminin devam ettiği dönemlerde, dürtü kontrolü henüz tam oluşmadığı için çocuklar riskleri yetişkinler kadar sağlıklı değerlendiremiyor.
REHABİLİTASYONUN ETKİSİ NEDİR
Uluslararası araştırmalar, iyi yapılandırılmış rehabilitasyon programlarının suçu tekrar etme oranını yüzde 20 ile 40 arasında azalttığını gösteriyor. Sistemin sadece cezalandırmaya değil, çocuğun sosyal çevreye uyumuna odaklanması gerekiyor. Aileyi sürece katan, öfke kontrolü ve empati becerilerini geliştiren destekler, çocuğu suç döngüsünden çıkarabiliyor. Uzmanlar, mesleki eğitim ve okula yeniden entegrasyon gibi desteklerin, gençleri koruyan en güçlü kalkan olduğunu hatırlatıyor.